BIST 100
14.641,58 1,64%
DOLAR
48,4775 0,02%
EURO
56,5107 0,24%
GRAM ALTIN
6.859,36 1,07%
BITCOIN
79.493,00 1,29%
FAİZ
39,56 -0,28%
GÜMÜŞ GRAM
103,53 1,00%
GBP/TRY
65,7695 0,15%
EUR/USD
1,1648 0,21%
BRENT PETROL
98,77 1,11%
ÇEYREK ALTIN
11.215,05 1,07%
Tekirdağ Açık
Tekirdağ hava durumu
26 °

Parsel parsel Bizimkiler

“Bizimkiler” dizisindeki küçük hesaplardan, günümüzün devasa beton bloklarına… Halil Pazarlama zihniyetinin şehirlerimizi nasıl parsellediğini ve bitmek bilmeyen “imar iştahını” mercek altına alıyoruz. Şehrin geleceği kimlerin masasında şekilleniyor?

Reklam
gunal-yilmaz-bizimkiler

Memleketin imar dosyalarını, parsel parsel bölünen arazileri ve otuz-kırk yıldır bitmek bilmeyen o meşhur "rant" iştahını izlerken, insan ister istemez kendini eski bir televizyon ekranının karşısında buluyor. Hani o meşhur apartman sakinlerinin, küçük hesapların ve büyük hayallerin dizisi Bizimkiler’de olduğu gibi... Sokaktaki çukurdan, kapıdaki çöpçüye kadar her şeyin bir "düzeni" vardı o zamanlar. Ama bugün, o düzenin yerini devasa beton bloklar ve "girişimci" ruhlu rant sihirbazları aldı.

Belediye koridorlarında yankılanan o fısıltıları duyar gibiyim. Dosyalar elden ele geçerken, bir yandan da "Hüseyin Efendi" kurnazlığıyla şehre bakılıyor. Planlar değişiyor, katlar yükseliyor, yeşil alanlar bir gecede "ticari alana" dönüşüveriyor. Şehrin ciğerlerine beton dökülürken, birileri kenarda bıyık altından gülerek o meşhur hesabı yapıyor:

"Bak enişte E-5’e iki metre, vallahi böyle yer daha bulamayız!"

Tabii, modern zamanların "Enişteleri" artık daha profesyonel. Eskiden korkulurdu, çekinilirdi. Şimdilerde ise "Tapusu var mı İblis? Gelip elimizden almasınlar sonra" diye soranlara verilen cevap çoktan kanıksanmış durumda:

"Tapu kim sorar enişte? Etrafına iki çit çektin mi al sana boğaz kenarı; yap üç katlı villanı, altına da Halil Pazarlama Komandit, ohhh mis!"

İşte bu "Halil Pazarlama" zihniyeti, son kırk yıldır yerel yönetimlerin en sadık danışmanı haline geldi. Bir zamanlar "Sus kız, sen ne anlarsın arsadan? Benim eniştem girişimci kızım!" nidalarıyla susturulan sağduyu, bugün yerini plan notlarına gizlenmiş rantlara bıraktı. Şehirlerin karakteri, tarihi ve dokusu; bir "girişimcinin" akşam yemeğindeki iştahına kurban ediliyor.

"Kenarımın girişimcisi" diyerek dalga geçtiğimiz o figürler, bugün imar komisyonlarının tozlu sayfalarında, meclis kararlarının satır aralarında devleşti. Artık mesele sadece üç katlı villa değil; mesele emsal artışları, donatı alanlarının kaydırılması ve kentin geleceğinin ipotek altına alınması.

Süreç hep aynı işliyor. Önce bir "fırsat" doğuyor, sonra o fırsatın etrafına kılıflar dikiliyor. En sonunda ise bir masada toplanılıyor:

*"Hüseyin konuş bakalım, üç beş bir şey daha düşer mi fiyattan?" "Konuşuruz enişte o kolay, içim kazındı valla... Şurada bir lokantada bir şeyler yiyelim, sonra giderim adamın yanına."

Görünüşe göre o yemekler hiç bitmiyor, o "adamların" yanına hep gidiliyor. Bizler ise kırk yıldır aynı nakaratı dinliyoruz. Şehirler yoruluyor, sokaklar daralıyor ama rantın o "içi kazınan" midesi bir türlü doymuyor. Belki de artık "Hüseyin Efendi"lerin ve "İblis"lerin bu şehirlere çizdiği sınırların dışına çıkmanın, sadece mülkiyetin değil, hakkın ve adaletin tapusunu sormanın vaktidir.

Aksi takdirde, hepimiz bu devasa "komandit" düzenin içinde, bir sonraki imar affını bekleyen figüranlar olarak kalacağız.

YORUM YAP

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.