

Avşar, güvenli, planlı ve afetlere dirençli şehirler oluşturulmasının devletin asli ve devredilemez sorumluluğu olduğunu vurguladı.
Deprem Tedbirleri Devletin Asli Görevidir
Anayasa, meri mevzuat ve ulusal plan hükümlerini hatırlatan Cem Avşar; deprem riskine karşı önlem almanın, riskli yapıları tespit etmenin ve güçlendirme ya da yıkım süreçlerini yönetmenin kamusal bir zorunluluk olduğunu belirtti. Sağlıklı yaşam çevreleri oluşturmanın devlet yetkisinde bulunduğunu ifade eden Avşar, yapı stoku envanterinin çıkarılmasının anayasal bir sorumluluk teşkil ettiğini kaydetti.
Yapı Envanteri Süreci Kurumların Tercihine Bırakılamaz
Mevcut binaların bilimsel metotlarla incelenmesi ve verilerin sürekli güncellenmesi gerektiğini vurgulayan Avşar, bu sürecin keyfi bir tutuma bırakılamayacağının altını çizdi. Avşar; Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, AFAD, yerel yönetimler, üniversiteler ve meslek kuruluşlarının tam bir eşgüdüm içinde çalışması gerektiğini belirtti.
Türkiye'de Güvenilir Bütüncül Bir Yapı Veri Tabanı Yok
Afet riskini azaltmak adına AFAD tarafından hazırlanan Ulusal Deprem Strateji ve Eylem Planı’na (UDSEP 2012-2023) değinen Avşar, hedeflenen takvimin gerisinde kalındığını ifade etti. Rapor uyarınca 2017 yılına kadar ülke genelindeki binaların envanterinin tamamlanması gerektiğini hatırlatan Avşar, şunları söyledi:
"Ne yazık ki, 2026 Türkiye’sinde eski yönetmeliklere göre inşa edilen, mühendislik hizmeti almayan, denetimsiz değişikliklere uğrayan, kaçak eklentiler yapılan veya imar aflarıyla kâğıt üzerinde yasal hale getirilen milyonlarca yapının gerçek durumu hala bilinmemektedir. Daha vahimi, hangi yapıların ne ölçüde risk taşıdığına ilişkin ülke çapında güvenilir ve bütüncül bir veri tabanı bulunmamaktadır."
Nüfusun %71’i Deprem Riski Altında: 2 Milyon Konut Acil Dönüşüm Bekliyor
Türkiye coğrafyasının jeolojik yapısı gereği dünyada afet potansiyeli en yüksek bölgelerden biri olduğunu belirten Avşar, 86 milyonluk ülke nüfusunun %71’inin deprem riski yüksek alanlarda yaşadığını ifade etti. Ortalama her iki yılda bir yıkıcı bir depremin yaşandığına dikkat çeken Avşar, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un 2025 Aralık ayı verilerine atıfta bulundu:
- Türkiye Geneli: 6 milyon bağımsız birim risk altında, 2 milyon birim ise acil dönüşüm bekliyor.
- İstanbul Genel Durum: Toplam 7,5 milyon ev ve iş yerinden 1,5 milyonu mühendislik hizmeti almamış durumda ve zemin yapısı nedeniyle yüksek risk taşıyor.
- İstanbul Acil Durum: 600 bin bağımsız birim her an kendiliğinden çökme riskiyle karşı karşıya.
Mevcut Binaların Detaylı Bilgileri Arşivlerde Yok
Resmi verilerde yapı stokuna dair kapsamlı ve güvenilir detayların bulunmadığına değinen Tekirdağ Milletvekili Cem Avşar, şu değerlendirmeyi yaptı:
"Birçok yapı için; projelerinin arşivlerde bulunup bulunmadığını, hangi deprem yönetmeliğine göre tasarlanıp inşa edildiğini, kullanılan malzemenin niteliğini, taşıyıcı sistemine sonradan müdahale edilip edilmediğini, güçlendirme işlemi görüp görmediğini, mevcut kullanımının ruhsat ve projeleriyle uyumlu olup olmadığını kesin olarak bilemiyoruz."
Deprem Güvenliği Bütüncül Kamu Yönetimi Gerektirir
Şehir güvenliğinin doğru planlamadan geçtiğini belirten Avşar, deprem güvenliğinin sadece mühendislik çerçevesinde ele alınamayacağını, kamu yararını gözeten bir yönetim anlayışının temel ödevi olduğunu aktardı. TMMOB ve ilgili meslek odalarının uzmanlığından yararlanılması gerektiğini belirten Avşar, kanun teklifinin vakit kaybetmeksizin yasalaşması gerektiğini savundu.
RİYTEK (Riskli Yapı Tespit Kurumu) Ne Amaçlıyor?
TBMM’ye sunulan teklif doğrultusunda kurulması öngörülen RİYTEK bünyesinde yapılması planlanan temel çalışmalar şunlardır:
- Ulusal Yapı Envanteri: Ülke genelinde kamusal bir programla tüm binaların envanterinin çıkarılması.
- Önceliklendirme ve Takvim: Yapıların risk derecesine göre güçlendirme, tahliye ve yenileme süreçlerinin takvime bağlanması.
- Kamu Desteği ve Politika: Veriler doğrultusunda dönüşüm politikalarının belirlenmesi, finansal ve hukuki alanlarda kamu desteği verilmesi.
- Ulusal Yapı Stoku Bilgi Sistemi: Binaların tüm sürecini kapsayan, ilgili kurumların erişebildiği dijital bir takip sisteminin kurulması.
- Kurumlar Arası Veri Entegrasyonu: Bakanlık, AFAD, Tapu-Kadastro ve belediye verilerinin ortak standart altında birleştirilmesi.
- Süreklilik ve Kamusal Hizmet: Envanter çalışmalarının mevzuatla korunan, sürekli güncellenen sürdürülebilir bir yapıya kavuşturulması.
- Akademik ve Mesleki İş Birliği: Üniversiteler, meslek odaları ve uzmanların kurumsal süreçlere dahil edilmesi.
- Şeffaflık: Elde edilen verilerin kamuoyu ile paylaşılarak etkin politikaların üretilmesi.
- Periyodik Yapı Kontrolü: Binalardaki izinsiz tadilat ve fonksiyon değişikliklerini denetleyen kayıt sisteminin oluşturulması.



