

Tekirdağ Milletvekili Cem Avşar, ‘okula başlangıç desteği’ konusunu Meclisin gündemine taşıdı. Avşar, konuya ilişkin Milli Eğitim Temel Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifini Türkiye Büyük Millet Meclisine (TBMM) sundu.
Gerekçede, yoksulluğun ekonomik temelli sosyal bir kriz olduğuna dikkat çeken Avşar, ülkemizin içinde bulunduğu duruma resmi verilerle dikkat çekti. Avşar; her on yurttaştan ikisinin yoksul, açlık sınırının 37 bin 388 TL, asgari ücretin 28 bin 75 TL, çalışanların yarısının açlık sınırında ve geniş tanımlı işsizliğin ise %30,6 olduğunu ifade etti. Bu durumdan en çok çocukların etkilendiğini ve bu yüzden çocukların %36,8'inin yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında olduğunu belirtti.
Adil ve erişilebilir eğitimin Anayasal bir hak olduğunu vurgulayan Avşar, kamusal politikaların çocuğun mutluluğuna odaklanması gerektiğini söyledi. Avşar, bu teklif ile; bu hakkın bir ‘yardımla’ değil, eğitim hakkını güvenceye alan bir ‘okula başlangıç fonuyla’ sağlanmasını amaçladıklarını belirtti.
‘Yoksulluk, Ekonomik Temelli Sosyal Bir Krizdir’
Türkiye'deki derin krizin yaşam standartlarına etkisine değinen Avşar, “Yoksulluk, ekonomik temelli sosyal ve toplumsal sonuçları olan bir krizdir. Ortalama yaşam süresinden beslenmeye, sağlıktan ulaşıma ve barınmaya kadar temel yaşam hakkını doğrudan etkilemektedir” dedi.
‘Her On Yurttaştan İkisi Yoksul’
TÜİK’in verilerini referans alan Avşar, TÜİK’in Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırmasına göre Türkiye’de en az 17 milyon 821 bin yurttaşın en temel ihtiyaçlarını dahi karşılayamayacak kadar yoksul olduğunu, yoksulluk oranının yüzde 21,2’ye yükseldiğini ve her on yurttaştan ikisinin yoksul hale geldiğini belirtti.
Düşük asgari ücret, ağır vergiler ve adaletsiz gelir dağılımının çalışan yoksulluğunu her geçen gün artırdığına değinen Avşar; “2025 yılında Türkiye’de çalışanların yoksulluk oranı %12,2’dir. İşsizliğin yüksekliği ve geniş tanımlı işsizliğin %30,6 olduğu bu tablonun, yoksulluğun daha geniş kitleleri ve aileleri etkilemesine yol açmaktadır” şeklinde konuştu.
‘Çalışanların Yarısı Açlık Sınırında’
Ücretlerin enflasyon karşısında hızla eridiğini ifade eden Avşar, milyonlarca emekçinin alım gücünün her geçen gün daha da düştüğünü belirtti. Avşar, buna rağmen çalışanların yarısına yakınının açlık sınırının altında asgari ücretle çalışmasının yoksulluğun kitlesel bir hâl almasına yol açtığını ve bu durumun Türkiye’deki derin yoksulluk krizinin en somut göstergesi olduğunu vurguladı.
‘Açlık Sınırı 37 Bin 388 TL İken Asgari Ücret 28 Bin 75 TL’
Resmi verileri paylaşarak konuşmasına devam eden Avşar, sözlerini şöyle sürdürdü:
“2026’nın Ağustos ayı verilerine göre; dört kişilik bir ailenin aylık gıda harcaması tutarı (açlık sınırı) 37 bin 388 TL’dir. Gıda ile birlikte diğer tüm temel harcamalar için haneye girmesi gereken toplam gelir tutarı (yoksulluk sınırı) ise 121 bin 786 TL’ye ulaşmıştır. Buna karşın asgari ücret ise yalnızca 28 bin 75 TL’dir. Aynı dönemde en düşük memur maaşı 70 bin 224 TL, en düşük emekli aylığı ise 23 bin 553 TL seviyesinde kalmıştır.”
‘Çocukların %36,8'i Yoksulluk veya Sosyal Dışlanma Riski Altında’
Resmi verilere göre bu derin yoksulluktan en çok çocukların etkilediğini söyleyen Avşar, TÜİK verilerine göre 2025 yılında 18 yaşından küçük çocukların %36,8'inin yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında bulunduğunu, toplum genelinde ise yoksulluk ve sosyal dışlanma riski altında olanların oranının %29,3 seviyesinde olduğunu ifade etti.
‘Fiziksel ve Zihinsel Gelişimi Olumsuz Etkilemekte’
Çocukların gelişim dönemindeki mahrumiyetlerine dikkat çeken Avşar, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Çocukların hayatlarının en çok ihtiyaç duydukları döneminde sağlık, beslenme ve eğitim gibi temel haklardan mahrum kalmaları, onların fiziksel ve zihinsel gelişimini olumsuz etkilemektedir. Yoksulluk içinde büyüyen çocuklar, erken yaşta çalışma hayatına girmek zorunda kalmakta ve çocuk işçiliği hızla artmaktadır. Çocukların nitelikli eğitim alması ve özgüvenli büyüyesi bakımından merkezi bütçeden daha fazla kaynak ayırmak ve etkili politikalar hayata geçirmek gerekmektedir.”
‘Kamusal Politikalar Çocuk Mutluluğuna Odaklanmalı’
Uzmanların ve birçok resmi kurumun açıkladığı üzere sosyo-ekonomik farklılıkların çocuklar arasında çeşitli ayrışmaları, akran zorbalığını ve sosyal dışlanmayı tetiklediğini belirten Avşar, bu anlamda kamusal politikaların çocuk mutluluğuna odaklanmasının hayati olduğunu ifade etti. Avşar, çocukların fiziki ve ruhsal sağlığı ile eşitliği için atılması gereken en önemli adımlardan birinin de devlet okullarında çocukların ihtiyaçlarını karşılamaya ilişkin ‘okula başlangıç desteğinin’ hayata geçmesi gerektiğini belirtti.
‘Adil ve Erişilebilir Eğitim Anayasal Bir Haktır’
Eğitimin Anayasa ile güvence altına alınmış temel insan haklarından biri olduğunu kaydeden Avşar, eğitimin adil ve erişilebilir olması gerektiğini söyledi. Ekonomik güçlükler yaşayan ailelerin çocuklarının sıklıkla eğitimden mahrum kaldığını, bunun da eğitimde ciddi bir adaletsizliğe ve hak ihlallerine yol açtığını belirten Avşar; bu çerçevede ‘okula başlangıç desteğinin’, eğitimdeki eşitsizliklerin azaltılması ve hak temelli bir eğitim sisteminin oluşturulması için önemli bir adım oluşturacağını vurguladı.
‘Okula Başbaşlangıç Fonu Kurulmalı’
TBMM'ye sunduğu kanun teklifinin amacını özetleyen Avşar, şu detayları aktardı:
- Ücretsiz Kırtasiye Malzemesi: Milli Eğitim Temel Kanununun 53. maddesinde değişikliğe gidilerek, Milli Eğitim Bakanlığının devlet okullarında eğitim gören öğrencilerden talepte bulunanların kırtasiye malzemelerini her eğitim-öğretim yılı başında parasız olarak sağlaması amaçlanmaktadır.
- Okula Başlangıç Desteği: Ek madde ile devlet okullarında eğitim giderlerinin karşılanması amacıyla, dar gelirli ailelere Milli Eğitim Bakanlığı tarafından belirlenecek usul ve esaslar çerçevesinde ‘okula başlangıç desteği’ sağlanması hedeflenmektedir.
‘Sosyal Yardım Değil, Eğitim Güvencesi’
Açıklamasının sonunda hak vurgusu yapan Avşar; “Böylece, bu hak; sosyal ve ekonomik destek kapsamında sağlanan ‘sosyal yardım’ statüsünden çıkarılmış; adil ve erişilebilir bir eğitimi kanuni güvenceye alan bir hak olacaktır” dedi.



