
Değeri sonradan anlaşılan bütün büyük insanlar gibi öncesinde Vatan haini, sonrasında vatan şairimiz olan, hayatı esarette geçmiş fakat özgürlüğün esiri olmak ile övünmüş Osmanlı aydınlanmasının en mümtaz kişisi, Cumhuriyetin ve kurucusu Mustafa Kemal'in elindeki aydınlık fenerinde bir ışık huzmesi olan Namık Kemal'i ölüm yıldönümümde saygıyla anıyorum.
Kendisini pek az bilinen bir mersiyesiyle anmak isterim.
Hırrename (Dişi Kedi Destanı) isimli bu aşırı hiciv içeren şiirinde üstad dönemin rüşvetçi, yolsuz, manipülatör, diktatör kılıklı, rantiyeci... Efendim adına ne derseniz yakışacak bir sadrazam olan Mahmut Nedim Paşa'yı bir kediye benzetmektedir.
Günümüz siyasetçileriyle zerre alakası olmayan bu mersiye şöyledir:
Hırrename
Kedimin her gece böbrekle dolardı sepeti
Yok idi Ni'metinin râhatının hiç adedi
Çeşmi şehlâ nigehi fârik iken nik ü bedi
Sardı etrafını bin dürlü adular
Kedimi gaflet ile fare-i idbâr yedi
Buna yandı yüreğim âh kedi vâh kedi
Keyfi gelse bıyığın oynatarak mırlar iken
Kızdırırsan yüzüne atlayarak hırlar iken
Kuyruğu geçse ele dırlanarak hırlar iken
Sofrada her kedinin def'ini hazırlar iken
Kedimi gaflet ile fare-i idbâr yedi
Buna yandı yüreğim âh kedi vâh kedi
Keseyi kapsa dökerdi yere hep pâreleri
Ciğere işler idi tırnağının yâreleri
Koşturur oynar idi kukla gibi fareleri
Deliğe sokmaz idi bir gün o âvâreleri
Kedimi gaflet ile fare-i idbâr yedi
Buna yandı yüreğim âh kedi vâh kedi
Ürperir tüyleri bir kerre deyince mırnav
Korkudan başlar idi lerzişe bakkal ile manav
Saldırırdı âdeme bulmaz ise başka bir av
Yüzünü görse köpekler diyemezken hav hav
Kedimi gaflet ile fare-i idbâr yedi
Buna yandı yüreğim âh kedi vâh kedi
Sokulunca yatağa kovmak ile gitmez idi
Okşamakla tokadı tekmeyi farketmez idi
Yiyecek görse gözü mırlaması bitmez idi
Kedimi gaflet ile fare-i idbâr yedi
Buna yandı yüreğim âh kedi vâh kedi



