
Ekonomik kriz almış başını gidiyor.
Faturaların cep yakmasına mı yanalım, susuz günler kapıda buna mı?
Sizi bilemem ama benim çocuklar, bir şey isteyecek diye aklım çıkıyor.
Sadece yemek içmek değil ki sıkıntı. Zaten bundan hiç bahsetmeyeyim. Markete girmeye korkar olduk.
İnsanlar, telaşlı.
Bugün işten eve gelirken sokakta karşıdan bana doğru gelen otuzlu yaşlarda bir genç, “abla sana ne kadar doğalgaz faturası geldi?” diye sordu. Hiç tanımıyorum kendisini, ilk defa gördüm.
“Daha yeni yaktım, gelmedi henüz” dedim. Ama şaşırdım. “Çok gelmiş herkese, geceleri söndürüyorum. Çok zenginim sanki” diye söylenerek gitti.
Geçenlerde de manava girmiştim. Bir teyze dikkatimi çekti. Dolaştı durdu, iç çekerek hiçbir şey almadan çıktı ve gitti.
Artık sadece yaşamaya çalışıyoruz.
Birçok aile ekonomik çıkmazın içinde, ay başını zor getiriyor.
Bundan 20 yıl öncesini düşünüyorum, aylık alışverişimizi yapıyorduk. Şimdi nerede, bir simidin fiyatını düşünürsek, günlük ekmek alabilirsek çok iyi.
Bardağın dolu tarafını görmeye çalışırken, o da iklim krizine takıldı.
Anlayacağınız krizler bitmiyor, artıyor.
Hal böyle olunca iletişim krizi, duygusal kriz ve niceleri…
Duygusal kriz nasıl olur? Demeyin.
Hayat şartlarına bağlı olarak gelişiyor işte.
Çözümler üretmeye çalışıyorlar evet fakat hepsi trajedi. Çünkü sadece bulmaya çalışıyorlar hala. Senelerdir umutla bekliyoruz.
Eee ne demişler?
Umut fakirin ekmeği. Böyle yiyip, yutuyoruz işte.
Şükür ki elektriğimiz var.
Neyse ben bunları düşünürken kesinlikle bir yerlerde, söylenen birçok sözün, yapılan birçok işin, arabesk, saçma veya gereksiz olduğunu belirten insan modelleri vardır. İyi hissettirecek birçok şeye sahiptirler, her şey iyi gitmektedir…
Siz yine de sevgi ile kalın….



