
Bir adam, işlediği suçtan dolayı padişahın huzuruna çıkarılmış. Padişah, huzuruna getirilen adama iki seçenek sunmuş : “Kırk katır mı istersin, kırk satır mı?” Adam, kırk satır ile idam edileceğini düşünerek, diğer seçeneğin kendisine kırk katır sunulması olduğunu sanmış ve “Kırk katır!” diye yanıt vermiş. Bedeni kırk katıra bağlanmış, farklı yönlere giden katırların kırbaçlanmasıyla adam büyük acılar içinde parçalanarak hayatını kaybetmiş.
Bu hikayeden "Kırk katır mı, kırk satır mı?" deyimi doğmuş.
Bir gazetecinin en büyük hayali, kendisine ait bir gazetede bu işi özgürce yapabilmesidir. Yenigün gazetesini 10 yılı aşkın bir süre çıkardıktan sonra, 2013 yılında yayınına son vermek zorunda kalmıştık. Zor bir karardı, ama o zaman seçenek buydu. Basın İlan Kurumu'nun baskıları ne yazık ki o dönem gazeteleri birleştirmek üzerine kuruluydu. Dayatılan "Kırk katır mı kırk satır mı?" seçeneğiydi; ya birleşecektik ya da resmi ilan hakkımızı kaybedecektik. Kırk katırı tercih ettik! Başka bir gazetenin çatısı altında birleştik ve Yenigün'ü kapattık.
Yenigün'de son yazımı yazarken, gazetecilikle ilgili tüm hayallerini yitirmiş bir haleti ruhiyeye sahiptim. Kurucusu olduğum ve 10 yıl boyunca her gün, toplamda 3 bin sayıdan fazla yayınladığım gazetemi kaybetmek bir sızı yaratmıştı içimde. "Gidiyorum" başlıklı yazım, hem mesleğe hem de yaşadığım kente bir vedaydı aslında.
"Hayat, biz gelecekle ilgili planlar yaparken başımızdan geçenlerdir" demiş John Lennon.
Arada bazı gazetecilik faaliyetlerinde bulunsam da hepsi yarım kaldı. Dünya Gazetesi, Küçükçekmece Belediyesi gibi maceralarım erken bitti. Sebepleri biraz karışık.
Şimdi yıllar sonra sevgili Ayşe Keşkek ile birlikte Mavi Tekirdağ'ı kurduk, üstelik bu kez Basın İlan Kurumu da yok. Daha doğrusu var da bizi bağlamıyor. Özgür gazetecilik için kendi imkanlarımızı yarattık ve yola çıktık. Şu anda Tekirdağ halkının ilgisi oldukça iyi, tek tek tüm okurlarımıza teşekkürü borç biliyorum.
2000'li yılların başında gazete kurarken yaşadığım heyecanın aynısını yaşadığımı fark ettim son günlerde. Mavi Tekirdağ'da bu işi hakkını vererek yapabileceğimize olan inancım ve yaptığımız çalışmalar motivasyon yarattı bende.
Dişimizle tırnağımızla bir değer yaratmaya, hakkını vererek bu işi yapmaya çalışıyoruz.
Kimsenin insanı değiliz, nevi şahsa münhasır insanlarız zaten!
Haberlerimizde ve yazılarımızda tek kriterimiz var; Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi'nde yazılan basın meslek ilkeleri çerçevesinde, Tekirdağ halkının yararına bir iş yapmak, halkın haber alma hakkına özgür gazeteciler olarak katkıda bulunmak.
Tarafsız gazeteciliğe inanmam. Biz de tarafsız değiliz, tarafız; kamu yararından yana tarafız. Bu kentte yaşayan insanların; başta kadınlar, çocuklar ve can dostlarımız adına tarafız. Doğrunun yanında, yanlışın karşısında olmak adına tarafız. Cumhuriyetin değerleri adına, demokrasi, özgürlükler, insan hakları, hayvan hakları, doğa ve çevre adına tarafız...
Bu konularda söylenebilecek çok şey var, zamanla sohbet ederiz.
Katırsız ve satırsız günlerle yolumuz açık olsun...




