
Efendim, müjdeler olsun! Aile yapımız, milli bekamız ve "hayatın olağan akışı" bir kez daha o uçurumun kenarından, o korkunç uçurumun eşiğinden döndü. Nasıl mı? Tabii ki bir beyaz eşya markasının 30 saniyelik reklam filminin imha edilmesiyle. Artık derin bir nefes alabiliriz; evlatlarımız hala güvende, annelik makamı ise (neyse ki) hala sadece biyolojik ve ağır protokol kurallarına bağlı.
Olayı duymuşsunuzdur, Bosch bir reklam yapmış. İki kadın mağazada dertleşiyor, "Benimki 4 yaşında, çok yaramaz," diyor, öteki "Bizimki de öyle, evin altını üstüne getiriyor," diye ekliyor. Biz de saf saf "Aman ne tatlı, kreş dertlerinden bahsediyorlar," diye izlerken, hop! Bir bakıyoruz ki bahsettikleri aslında birer kedi ve köpek.
Vay sen misin o tüylü canlıya "yavrum" diyen! Vay sen misin anneliği "hayvan sevgisiyle" kirleten!
Hemen radarlar açıldı, manşetler atıldı: "Çocuk yerine köpek propagandası!" Sanırsınız reklamın sonunda bir ses dış ses olarak "Sakın doğurmayın, sadece Golden Retriever besleyin, nüfusumuz azalsın ki dış güçler bizi ele geçirsin" diyor. Sosyal medya trollerinden Bakanlık koltuklarına kadar herkes bir anda "annelik muhafızı" kesildi.
Annelik o kadar kırılgan, o kadar pamuk ipliğine bağlı bir kavrammış ki meğer, bir Alman markası reklamda bir köpeğe "oğlum" deyince binlerce yıllık kutsal müessese çatır çatır çatlamış! RTÜK ise her zamanki "jet" hızıyla (keşke aynı hız gündüz kuşağındaki 'kim kiminle nerede' rezaletlerine de uğrasa) incelemeyi başlattı ve reklamı tarihin tozlu sayfalarına gömdü.
Anayasa 41: "Pati Yasaktır" (!)
RTÜK Başkanı Sayın Daniş, Anayasa’nın 41. maddesini hatırlatmış. Ailenin tanımını yapmış: Anne, baba ve çocuk. Yani diyor ki; eğer evde bir kedi varsa o dekorasyondur, köpeğiniz varsa o bir güvenlik görevlisidir. Onlara "evladım" derseniz, Anayasa’yı ihlal eder, hayatın olağan akışını bozarsınız.
Buradaki mantık müthiş:
Silahlı diziler? Hayatın olağan akışı.
Kadına şiddetin her türlüsü? Dramatik bir anlatı öğesi.
Mafya hesaplaşmaları? Reyting garantili milli değer.
Bir kadının köpeğine "annem" demesi? DEVLETİN TEMELLERİNE DİNAMİT!
Sayın Bakanımız ise "Annelik iletişim stratejileri uğruna esnetilemez" buyurmuş. Haklı. Annelik sadece çile çekmek, fedakarlık yapmak ve tercihen en az üç çocuk doğurmakla sınırlı kalmalı. Bir canlının sorumluluğunu almak, onu sevmek, korumak ve kollamak gibi "sıradan" duygularla bu yüce makamı sulandırmayalım lütfen.
"Eğer bir kediye 'annelik' yapabiliyorsanız, yarın bir gün robot süpürgenize de 'evladım' dersiniz. Maazallah, bu yolun sonu toplumun tamamen yok oluşudur!"
Görünen o ki, ülkemizdeki en büyük sorun ne ekonomi, ne eğitim, ne de deprem güvenliği. Bizim asıl meselemiz, insanların sevgilerini hangi canlıya yönelttiği. Bosch’un çamaşır makineleri belki kirleri çıkarıyor ama toplumun bu "derin" hassasiyetlerini temizlemeye güçleri yetmedi.
Sonuç olarak; reklam kaldırıldı, ailemiz kurtuldu, milli birliğimiz pekişti. Artık sokağa çıktığınızda bir teyzenin sokak kedisine "Gel annesinin kuzusu" dediğini duyarsanız hemen 155'i arayın. Ne de olsa hayatın olağan akışına aykırı, stratejik bir tehditle karşı karşıyasınız demektir.
Hadi şimdi sessizce dağılalım ve nüfus cüzdanı olmayan hiçbir canlıya sevgi göstermeyelim. Neme lazım, RTÜK izliyor.



