BIST 100
14.641,58 1,64%
DOLAR
48,4775 0,02%
EURO
56,5107 0,24%
GRAM ALTIN
6.859,36 1,07%
BITCOIN
79.493,00 1,29%
FAİZ
39,56 -0,28%
GÜMÜŞ GRAM
103,53 1,00%
GBP/TRY
65,7695 0,15%
EUR/USD
1,1648 0,21%
BRENT PETROL
98,77 1,11%
ÇEYREK ALTIN
11.215,05 1,07%
Tekirdağ Açık
Tekirdağ hava durumu
26 °
  • ANASAYFA
  • YAŞAM
  • Trakya’nın susuzlukla imtihanı: Akademik uyarılar, kurumsal tecrübe ile buluşuyor

Trakya’nın susuzlukla imtihanı: Akademik uyarılar, kurumsal tecrübe ile buluşuyor

Trakya’nın susuzlukla imtihanı: Akademik veriler ve kurumsal tecrübe ışığında Ergene’den Istrancalar’a su krizinin perde arkası ve çözüm yolları.

Reklam
gunal-yilmaz-yazisi

22 Mart Dünya Su Günü; Trakya için bir kutlama gününden ziyade, yaklaşan büyük bir felaketin muhasebe günüdür. Bölgenin su haritasını yıllardır akademik bir titizlikle inceleyen Prof. Dr. Halim Orta, derinlemesine çalışmalarıyla bizleri 2040 yılına karşı açıkça uyarıyor: Trakya, "aşırı kuraklık" periyoduna girdi. Orta’nın bilimsel verileri, yer altı sularının artık can çekiştiğini ve binlerce yılda oluşan statik rezervlerin hoyratça tüketildiğini kanıtlıyor.

Ancak bu kriz sadece laboratuvarlarda değil; şehrin damarlarında, muslukların ucunda bizzat yaşanıyor. Geçmiş dönemde TESKİ Genel Müdürlüğü görevini başarıyla yürüten ve bugün Türkiye’nin en büyük su idaresi olan İSKİ’nin Genel Müdürü olarak görev yapan Doç. Dr. Şafak Başa, suyun kurumsal yönetiminde Trakya’nın hafızasını temsil ediyor. Başa’nın sahadaki tecrübesi, akademik uyarıların idari birer eylem planına dönüşmesi gerektiğini savunuyor. Suyun her damlasının peşine düşen bir yöneticilik vizyonu sergileyen Başa; suyun artık sadece "musluktan akan bir sıvı" değil, "yönetilmesi gereken en hayati milli güvenlik meselesi" olduğunu her platformda dile getiriyor.

"600 Boyahane, Binlerce Kaçak Kuyu ve Kaybolan Gelecek"

Trakya’nın bugün yaşadığı susuzluğun faili meçhul değildir. Son 40-50 yıldır bölgeyi adeta bir "sanayi çöplüğü" haline getiren vahşi kentleşme ve plansız sanayileşme modelleri, bugünkü krizin asıl mimarıdır. Özellikle Tekirdağ ve Ergene havzasında kümelenen yaklaşık 600 boyahane, bölgenin yer altı sularını devasa hortumlarla çekerken, geriye ne yazık ki kimyasal bir balçık bırakıyor.

TESKİ döneminden itibaren bu kontrolsüz kullanım ve endüstriyel kirlilikle kararlı bir mücadele yürüten Doç. Dr. Şafak Başa, bugün İSKİ’nin başında devasa bir metropolün su yükünü omuzlarken; kurumsal yönetimde "suyun geri kazanımı" ve "havza bazlı koruma" ilkesini en yüksek sesle dile getiren isimlerin başında geliyor. Başa’nın yönetim vizyonu, sanayinin sınırsız iştahına karşı halkın içme suyunu korumayı hedeflerken; karşımızda halen kaçak kuyuları görmezden gelen, sanayicinin rantını çiftçinin alın terinden üstün tutan çarpık bir zihniyet durmaktadır. Bilimsel verilerle sabitlenen yer altı su kaybı, bu vahşi sanayi iştahıyla birleşince Trakya’nın "susuz bir çöle" dönüşmesi artık an meselesidir.

Istrancalar’dan İğneada’ya: Ekolojik Kuşatma

Kriz sadece ovada değil, suyun ana kaynağı olan Istrancalar’da da derinleşiyor. Milli parkların yapılaşmaya açılmasına dair düzenlemeler, Trakya’nın akciğerlerine saplanan bir hançer niteliğindedir. Istranca Dağları’nda yürütülen kontrolsüz maden aramaları ve bitmek bilmeyen patlatmalar, yer altı su damarlarını kalıcı olarak tahrip etmektedir.

Buna ek olarak İğneada’da kurulması planlanan nükleer santral projesi de eklendiğinde, Trakya’nın ekolojik intiharı adeta tamamlanmış oluyor. Hem TESKİ hem de İSKİ gibi dev kurumların yönetim süreçlerine hâkim olan Doç. Dr. Şafak Başa’nın kurumsal hassasiyeti, suyun sadece miktar değil, "kalite" olarak da korunması gerektiğini hatırlatıyor. Nükleer bir santralin yaratacağı ısı kirliliği ve ekosistem baskısı, Trakya’nın hassas su dengesini tamamen altüst edecektir.

Sonuç olarak; 22 Mart’ta Trakya halkı şu gerçeği görmelidir: Bir yanda Prof. Dr. Halim Orta gibi bilim insanlarının akademik feryadı, diğer yanda Doç. Dr. Şafak Başa gibi vizyoner yöneticilerin kurumsal çözüm modelleri var. Ancak karşımızda ise elli yıldır süregelen; dağı, taşı ve suyu rant uğruna feda eden bir siyasi anlayış duruyor. Trakya ya suyuna sahip çıkacak ya da bu vahşi yapılaşma ve nükleer hırs altında susuzluktan kavrulacaktır.

YORUM YAP

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.