
Çocuğun suçluluğu ve cezalandırılması konusunda suça sürüklenen çocuk kavramı hakkında kamuoyunda tartışmalar bir süredir gündemde.
Ancak tartışma konusu olan durumda devlet ve toplum, çocuğu suça iten sebepleri bireysel olarak incelemekte olup bu değerlendirme sonucunda çocuğun cezalandırılmasında yaş küçüklüğü indirimlerinin yeniden düzenlenmesini ve anne babanın cezalandırılmasını gündeme getirmektedir.
Suça sürüklenen çocukların sayısının artması, toplumda derin üzüntü ve korkuya neden olmaktadır. Bu türden olayların çoğalması çeşitli kavramların sorgulanması ile çocukların cezalandırılmasında yaş küçüklüğü indirimlerinin kaldırılması hakkında yasal düzenlemeler yapılmasının gerektiği yönünde kamuoyunda hareketlilik yaratmaktadır. Ancak bu türden yasal düzenlemeler çocuk hakları hakkında önemli riskleri içerisinde barındırmaktadır.
Nitekim ilgili yasal düzenlemelerin yapılması çocuğu suça iten etkenleri bireyselleştirerek asıl tartışma konusu yapılması gereken “sosyal devlet ilkesi”, “çocuk işçiliği”, “çocuğun korunma ve gözetimi”, “çocuğun eğitim hakkı” gibi birçok noktanın gözden kaçırılmasına neden olmaktadır.
Günümüzde ekonomik koşullar, dengesiz göç alımı sonucunda sosyal devlet ilkesi yıpranmaya başlamıştır. Ekonomik olarak dezavantajlı bulunan çocuklar eğitim hakkından mahrum kalmakta ve denetimin olmadığı iş ortamlarında çalışmaya başlamaktadır. Halbuki anayasamızda ve taraf olduğumuz BM Çocuk Hakları Sözleşmesine göre çocuğun duygusal, sosyal ve zihinsel gelişimini sağlıklı tamamlaması için devlet çocuklar arasındaki hak eşitsizliklerini giderip onlara eğitim, sağlık, barınma bakımından temel haklarını sağlamakla yükümlüdür.
Eğitim ve barınma hakkının ihlal edilmesi sonucunda erken yaşta çocuğu sosyal hayata hazırlayan okul ve aile gibi denetim mekanizmalarından uzaklaştıran iş hayatı, çocuğun suçla ve suçlularla tanışmasını sağlayan ve bunu normalleştiren ortamlara girmesine sebep olmaktadır. Devlet bu noktada gerekli sosyal ve ekonomik desteği sağlayarak çocukları bu türden hak ihlallerinden korumalı, çocuğu koruma yükümlülüğünü yerine getirmelidir.
Kısacası devlet çocukla ve çocuk haklarını gözeten ceza uygulamasıyla uğraşmak yerine çocuğu suça iten etkenlerle mücadele etmelidir.



