BIST 100
11.116,99 -0,92%
DOLAR
49,7268 0,07%
EURO
55,8262 0,20%
GRAM ALTIN
6.384,76 0,00%
BITCOIN
80.383,00 0,00%
FAİZ
39,83 0,53%
GÜMÜŞ GRAM
86,16 0,00%
GBP/TRY
66,5504 -0,18%
EUR/USD
1,1222 0,18%
BRENT PETROL
112,17 2,83%
ÇEYREK ALTIN
10.439,09 0,00%
Tekirdağ Parçalı Bulutlu
Tekirdağ hava durumu
14 °
  • ANASAYFA
  • YAŞAM
  • Sosyal medyada çocuk olmak: Sharenting ve hukuki boyutu

Sosyal medyada çocuk olmak: Sharenting ve hukuki boyutu

Günümüzdeki çocuklar dijital çağın içine doğmaktadır. Bu çocukların anne babaları da dijital çağın içerisinde çocuk yetiştiren ilk ebeveynlerdir. Söz konusu dijitalleşmeyle birlikte sosyal medyanın hayatımıza entegre oluşu birçok endişeyi ve problemi de beraberinde getirmiştir.

Reklam
kose-yazisi

Günümüzdeki çocuklar dijital çağın içine doğmaktadır. Bu çocukların anne babaları da dijital çağın içerisinde çocuk yetiştiren ilk ebeveynlerdir. Söz konusu dijitalleşmeyle birlikte sosyal medyanın hayatımıza entegre oluşu birçok endişeyi ve problemi de beraberinde getirmiştir.

Öncelikle belirtmek gerekir ki ebeveynlerin bu değişen koşullara ayak uydurması gerekmektedir. Bu yalnızca çocuklar üzerindeki denetimi sağlamak değil, aynı zamanda dijital okuryazarlığın da geliştirilmesi gerektiği anlamına gelmektedir. Çünkü günümüzde ebeveynler de henüz sosyal medya vb. Türevlerinde hangi paylaşımın ne gibi sonuçlar doğuracağını öngörememekte, bilinçsiz kullanımın yaygın olduğu bir durum söz konusudur.

Ebeveynlerin, bakıcıların veya akrabaların reşit olmayan çocukları hakkında çevrim içi olarak genellikle Instagram, Facebook, Twitter ve benzeri sosyal medya platformlarında bilgi paylaşmasını içeren bu uygulama genellikle “sharenting” olarak adlandırılmaktadır. Sharenting, çocuğun yemek yeme, uyuma, banyo yapma ve oyun oynama gibi günlük aktiviteleri hakkında fotoğraf, video, kişisel hikâye ve diğer bilgiler gibi çok boyutlu yönlerini içerebilmektedir. (Enes Baloğlu, İnstagram Çağının Dijital Ebeveynleri: Sharenting Hakkında Bir İnceleme)

Nitekim sosyal medyada çocuklarının fotoğraf ve videolarını paylaşırken ebeveynler, uzaktaki akraba ve arkadaşlarıyla güzel anılarını paylaştıkları ve kontakta kalmalarını sağladıkları için sosyal medyayı işlevsel bir araç olarak düşünmektedir. Ancak 18 yaşından küçük çocuğun velayeti yalnızca bakım yükümlülüğünü içermemekte aynı zamanda gözetim ve çocuğun muhtemel ve olası zararlardan korunmasını da içermektedir.

Özellikle henüz fotoğraflarının ve videolarının paylaşılmasının sonuçlarını idrak kabiliyeti olmayan küçüklerin rızasından bahsedilemeyeceği için ilgili durum hukuki kaygılar barındırmaktadır. Anayasamızın 41. Maddesi ailenin korunması ve çocuk hakları başlığını taşımakta olup son fıkrası “Devlet, her türlü istismara ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirler alır.” Hükmünü amirdir. Ayrıca yine anayasa madde 20’de düzenlenen özel hayatın gizliliği düzenlemesi elbette çocuklar için de korunması gereken haklardandır. Türkiye’nin tarafı olduğu Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin 16. Maddesinde çocukların özel yaşantısına müdahale edilemeyeceği açıkça güvence altına alınmıştır. Ancak hayatımıza yeni giren, yazının da konusu sosyal medya ve sharenting kavramlarıyla beraber çocuğun velayeti altında olduğu ebeveynleri tarafından haklarının ihlal edilmesi hakkında yasal düzenleme bulunmamaktadır. Çocuğun özel hayatı, kişisel verilerinin korunması bağlamında ilgili düzenlemelerin yapılması önem arz etmektedir.

Ne yazık ki aileler -özellikle herkese açık hesaplardan yaptıkları paylaşımlarla- yarattıkları dijital ayak izlerinin pek farkında değillerdir. Henüz sosyal medyada görünür olmak isteyip istemediğine, özellikle de sosyal mecralara katılım sağlayıp sağlamayacağı konusunda bir fikri olmayan çocuklar adına bu türden paylaşımlar yapmak ve hesaplar oluşturmak çocuğun üstün yararının ihlali sonucunu doğurabilecektir.

İnternette çocukların gündelik hallerinin düzenli olarak paylaşıldığı, belirli takipçi kitlesini oluşturan ebeveyn ve çocuk hesaplarında, son zamanlarda bir gelir kapısı haline gelen sosyal medyadan reklam yapmak suretiyle kazanç sağlanmaktadır. Ancak çocukların bu nitelikte bir gelir kaynağına, milyonlara ulaşabilen hesaplarda gündelik hallerinin paylaşılması suretiyle özel hayatlarının gizliliği ihlal edilerek alet edilmesi hem etik olarak hem de hukuken sakıncalıdır. Henüz 18 yaşından küçük olan ve idrak kabiliyeti de bulunmayan çocuğun haklarının ihlal edilerek bu türden ticari amaçlar için fotoğraf ve videolarının servis edilmesi çocuğun istismarı niteliğindedir.

Üstelik bu türden paylaşımlar internette dolaşıma sokulduğunda silinmesi neredeyse imkansız hale gelmektedir. İlerleyen dönemde çocuğun söz konusu içeriklerden rahatsızlık duyması, akran zorbalığına uğraması ve tacize uğrayabilmesi çok muhtemeldir. Maalesef araştırmalara göre çocuk pornolarındaki görüntülerin en büyük kaynağını çocuk ve ebeveyn hesaplarında paylaşılan görüntüler oluşturmaktadır. Son zamanlarda hayatımıza giren yapay zeka ile de oluşturulabilecek görüntüler bir başka etik ve hukuki endişe konusudur.

Sonuç

Sonuç olarak, dijital çağın sunduğu paylaşım imkânları, ebeveynlerin ifade özgürlüğü ile çocuğun özel hayatının korunması hakkı arasında hassas bir denge kurulmasını zorunlu kılmaktadır. Çocuğun üstün yararı ilkesi gereğince, henüz iradesini sağlıklı biçimde ortaya koyamayacak yaştaki çocuklara ilişkin her türlü sosyal medya paylaşımında mahremiyet, kişisel verilerin korunması ve gelecekte doğabilecek riskler öncelikli olarak gözetilmelidir. Bu doğrultuda, sharenting olgusunun hukuki sınırlarını belirleyen özel düzenlemelerin hayata geçirilmesi, ebeveynlerin dijital okuryazarlık konusunda bilinçlendirilmesi ve çocukların dijital ortamda da temel hak ve özgürlüklerinin etkin şekilde korunması günümüzün önemli bir gerekliliği olarak karşımıza çıkmaktadır. Unutulmamalıdır ki, internet ortamında yapılan her paylaşım geçici bir anıdan çok daha fazlasını ifade etmekte; çocukların gelecekteki mahremiyetini, güvenliğini ve kişilik gelişimini doğrudan etkileyen kalıcı bir dijital miras bırakmaktadır.

YORUM YAP

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.