
Behçet Necatigil
“Sevgileri yarına bıraktınız…”
Bazı dizeler vardır; insanın içine bir kez düşer ve orada yıllarca yaşamaya devam eder. Çünkü yalnızca bir şiirin cümlesi değildir artık. Hayatın tam ortasına bırakılmış bir aynadır.
Ne çok şey bırakıyoruz yarına…
Söylenecek sözleri, aranacak insanları, kurulacak hayalleri, başlanacak hayatları…
Üstelik çoğu zaman bunun farkına bile varmıyoruz.
Sabah erkenden kalkıp yetişmeye çalıştığımız hayatın içinde kendimizi sürekli erteliyoruz. Önce sorumluluklar diyoruz. Önce çocuklar. Önce iş. Önce geçim derdi. Önce hayatın bitmeyen telaşı…
Kendimize sıra bir türlü gelmiyor.
Belki de bu yüzden modern insanın en büyük yorgunluğu bedeninde değil, ruhunda birikiyor. Çünkü insan yaşayamadığı hayatın ağırlığını taşıyor biraz da.
Gitmek istediği yere gidememenin, olmak istediği kişiye dönüşememenin, içinde büyütüp susturduğu hayallerin ağırlığını…
Ve zaman geçtikçe insanın içindeki o sessizlik büyüyor.
Behçet Necatigil şiirinde insanları anlatırken “çekingen, tutuk, saygılı” der. Ne kadar tanıdık değil mi? İçinden geçen sevgiyi söyleyemeyen, kırgınlıklarını taşıyan, sarılmayı bile erteleyen insanlar olduk biraz.
Kimse kimsenin kapısını ansızın çalmıyor artık. Kimse içinden geçen cümleyi tam söyleyemiyor. Herkes çok kalabalık, ama bir o kadar yalnız.
Kurban Bayramı yaklaşırken bunu daha çok düşünüyorum.
Eskiden bayramlar yalnızca tatil değildi. İnsanların birbirine yeniden dokunduğu zamanlardı. Kapılar çalınır, sofralar büyür, küslükler küçülürdü. Bir tabak tatlıyla birlikte hatıralar da dolaşırdı evler arasında.
Şimdi ise aynı sofrada oturup birbirine uzak kalan insanlar var. Telefonlarımız dolu, ama içimiz eksik.
Belki de bu yüzden insanlar hayallerini de erteliyor artık. Çünkü yorulduk. Çünkü kırıldık. Çünkü hayat bazen insanın cesaretini sessizce elinden alıyor.
“Bir gün yaparım, bir gün söylerim, bir gün başlarım…”
Ama zaman beklemiyor.
Bir bakıyoruz; annemizin elleri yaşlanmış, babamızın saçlarına zaman sinmiş, çocuklarımız büyümüş… Biz hâlâ içimizde sakladığımız hayatı yaşamaya başlayamamışız.
Oysa hayat prova değil.
Ve insan bazen en çok ertelediği yerde kayboluyor.
Belki bu bayram hepimizin kendine sorması gereken tek bir soru var:
Daha neyi bekliyoruz?
Çünkü bazı insanlar bir sonraki bayrama kalmıyor. Bazı sevgiler de…
Bu bayram; ertelenmeyen sevgilerin, zamanında edilen telefonların, içten sarılmaların, aynı sofrada gerçekten birbirine dokunabilen insanların bayramı olsun.
Kırgınlıkların hafiflediği, yalnızlıkların azaldığı, kalplerin birbirine yeniden yaklaşabildiği güzel bir bayram diliyorum.
İyi bayramlar…



