
Son zamanlarda meslektaşlarımı ilgilendiren bir tartışma konusu ortaya çıktı. Yeni Adalet Bakanı Akın Gürlek katıldığı bir programda avukatların tutukluluklarla 24 saat görüşmesi konusu hakkında kanunda boşluk olduğundan bahsetti. Bu konuda yasal düzenleme yapılması için talimat verdiğini söyledi.
Öncelikle tutuklu ile hükümlü kavramlarını irdelersek tutuklu, soruşturma veya kovuşturma aşamasında kaçma veya delilleri karartma şüphesi gibi nedenlerle tutuklanarak hürriyeti kısıtlanan kişidir. Hükümlü ise ceza yargılaması neticesinde hakkında verilen mahkumiyet hükmü kesinleşendir.
Savunma hakkı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Temel haklar ve ödevler” bölümünde 36. Maddede düzenlenmiştir. “Herkes meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”
Savunma hakkı bireyin yargı mercileri huzurunda kendini savunma, müdafi yardımından yararlanma, susma, soru sorma, aleyhine olan işleme katılmama, tercümandan yararlanma, delillerin toplanmasını isteme, duruşmada hazır bulunma, kanun yoluna başvurma gibi hakları içermektedir.
Tutuklu statüsünde bulunan kişilere, üzerine atılı suç/suçlar hakkında veya cezaevindeki işlem ve kararlara karşı savunma hakkının araçları sağlanmazsa adil yargılanma hakkının ihlali gündeme gelir.
Sav-savunma-hüküm üçlüsünde savunmanın temelini avukatlar oluşturmakadır. Tutukluya hakkında yürütülen soruşturma kapsamında etkin savunma yapabilmesi için müdafisiyle yüz yüze görüşme veya iletişim araçlarıyla haberleşme ile dosyaya erişme ve savunma hazırlama gibi amaçlarla fiziki imkan ve makul süre sağlanmalıdır. Masumiyetini ispatlamak hususunda dosyaya delil sunması ve sunulan delillerden haberdar olabilmesi için ve ayrıca dışardaki yaşamla ilgili bilgi alabilmesi için avukatın yardımına ihtiyaç duyulmaktadır. Tutuklunun bu sebeplerle avukatıyla görüşme hakkı yüz yüze, kesintisiz ve gizlilik ilkelerini içermelidir ki adil yargılanma ilkesi ışığında savunma hakkını kullanabilsin.
Ancak tutuklunun müdafisiyle 24 saat ve gizlilik içerisinde görüşmesini bu görüşmelerde şahsi mektupların ve notların verilebildiği iddiasıyla avukat bir şekilde kriminalize edilmektedir. Avukat tutuklunun cezaevinden suç işlemesine ya da suça katılmasına iştirak eden bir araç değildir. Söz konusu düzenleme avukatların savunmanın bağımsız temsilcisi değil de savunmanın bir tarafı gibiymiş gibi gözükmesine sebep olacaktır.
Hepimiz bir gün iddia makamının karşısında yer alabiliriz. Şu an herhangi bir suçla isnat edilmiyor olabiliriz ancak toplumda yargıya olan güvenin sarsılmaması için bireyin kendini savunma hakkına dokunulmamalıdır. Savunmanın bağımsız temsilcisi avukatlar hakkındaki bu tür kısıtlamaların adil yargılanma ve hukuk devleti ilkelerini zedeleyeceği endişesini duymamak ne yazık ki mümkün değil.



