
Derler ki kral Nemrut, İbrahim peygamberi ateşe attıktan hemen sonra da kralın yanı başında bir sinek peydah olur.
Nemrut nereye gitse sinek de onun peşinden gider, kulağının dibinde vızıldayıp kralın bütün neşesini kaçırırmış. Nemrut ne kadar uğraşırsan uğraşsın sineği bir türlü yakalayamazmış.
Günün birinde sinek krala iyice yaklaşıp burnundan içeri girip kafasına yerleşmiş.
-Muhtemelen içerisi boş olmalı ki- orada vızıldayıp durmuş. Kral kafasında dinmeyen bir sivrisinekle yaşamak durumundaymış.
Nemrut için bir azap olmuş ufacık bir sinek. İyice canından bezen Nemrut iki tokmakçı tutmuş. Sinek vızıldadıkça bu iki adam tokmakları kralın kafasına her defasında artan bir şiddetle vurmuşlar.
Bir müddet sonra vuruşlar o derece sertleşmiş ki kralın kafası parçalanmış ve ölmüş.
Yine İbrahim ateşe atılacağı zaman, diğer bütün yük hayvanları İbrahim'in ateşine odun taşımayı reddetmiş, yüklerini devirmiştir. Fakat sadece katır büyük bir hırsla odun taşımaya devam etmiştir. Katırın bu hırsı üzerine Allah' da onu zürriyetini kesmekle cezalandırmış, o günden bu güne bir katırdan başka bir katır doğduğu görülmemiştir.
Velhasılı kelam İbrahimler gibi develer, eşekler, atlar sinekler de Nemrut'un zorbalığından bıkmıştır.
İbrahim gürlerken sinek vızıldamış, İbrahim kor ateşlerde yanarken, sinek hedefine ulaşmıştır.
Bu hikayedeki ibret de buradadır.
Nemrutun karşısına dikilmek, ona başkaldırmak, hakkını aramak için Nemrut kadar büyük, onun kadar güçlü olmaya gerek yoktur. Zalimin karşısına dikilecek iradeye, haysiyete sahip olmak yeterlidir.
Cüssemiz İbrahim olmaya yetmiyorsa, Nemrut'un büyüklüğünden korkmadan kulağının dibinde vızıldayan sinek olmaktan da gocunmamalıyız.
Yeter ki katırlık edip İbrahim'in ateşine odun taşımayalım.
Zalim Hızır Paşa'ya karşı koyarken
Bu kıssayı hatırlatan Pir Sultan Abdal
"Nemrud gibi Anka n\'oldu
Bir sinek havale oldu
Davamız mahşere kaldı
Yarın bu senden sorulur"
demiş olsa da biz Nemrutlarla olan davamızı bu dünyada; bildiğimiz, var olduğumuz tek yerde çözelim.



