
Son dönemde toplumsal hobilerimiz hayli "renklendi." Eskiden pul biriktirilir, model uçak yapılırdı; şimdilerde ise en popüler boş zaman aktivitemiz: "Adam yakmak." Tabii bu yakma işlemi Orta Çağ’daki gibi fiziksel değil, dijital odunlarla gerçekleştiriliyor. Son kurban ise bir TRT spikeri.
Suçu mu? Cinayet mi işledi? Devlet sırlarını mı ifşa etti? Hayır. Sadece "Köpeklerimi seviyorum" dedi. Evet, yanlış duymadınız; sevgi beyan etmek artık bir "savaş ilanı" sayılıyor.
Bu kitlelerin çalışma prensibi oldukça basit ama bir o kadar da ürkütücü. Birini gözlerine kestiriyorlar ve ardından o malum mekanizma işlemeye başlıyor:
1. Hedef Belirle:Sevgi kırıntısı gösteren birini bul.
2. Kovdurmaya Çalış: İşinden, aşından, huzurundan et.
3. Hızını Alamama:Yapabiliyorsan hapse attır, nefes almasını zorlaştır.
Peki, neden? Neden bu kadar zalim ve organize bir kötülükle karşı karşıyayız? Cevap, derin bir felsefi analiz gerektirmiyor: Çünkü yapabiliyorlar. Klavyenin başına geçip bir insanın hayatını karartmaya çalışmak, bedava bir lunapark bileti gibi. Üstelik hiçbir sorumluluğu da yok.
Eskiden zalimlik bir amaç uğruna yapılırdı; şimdi ise bir keyif aracı.Bir insanın ekmeğiyle oynamaya çalışmak, bazıları için sabah kahvesinden daha iştah açıcı hale gelmiş. Sürekli bir nefret salgısı, sürekli bir kurban arayışı... Sanki her gün birini linç etmezlerse toplumsal görevlerini yerine getirmemiş sayılacaklar.
"Bir spikerin 'hayvan seviyorum' demesinden 'vatan hainliği' ya da 'toplum düşmanlığı' çıkaran bu üstün zekalı (!) kitle, aslında kendi içindeki boşluğu başkalarının hayatını yıkarak doldurmaya çalışıyor."
Geldiğimiz noktada manzara şu: Nefret kusmak "fikir özgürlüğü", sevgi göstermek ise "provokasyon" olarak kodlanıyor. Köpeğini sevdiğini söyleyen bir kadını işinden etmeye çalışacak kadar küçülmek, aslında o nefret edilen hayvanların asaletinin yanından bile geçememektir.
Kendi hayatlarındaki mutsuzluğu, başkalarının felaketiyle taçlandırmak isteyen bu güruh bilmeli ki; nefretle kurulan her barikat, eninde sonunda onu inşa edenin üzerine yıkılır.
Yazık... Gerçekten çok yazık.



