BIST 100
14.641,58 1,64%
DOLAR
48,4775 0,02%
EURO
56,5107 0,24%
GRAM ALTIN
6.859,36 1,07%
BITCOIN
79.493,00 1,29%
FAİZ
39,56 -0,28%
GÜMÜŞ GRAM
103,53 1,00%
GBP/TRY
65,7695 0,15%
EUR/USD
1,1648 0,21%
BRENT PETROL
98,77 1,11%
ÇEYREK ALTIN
11.215,05 1,07%
Tekirdağ Açık
Tekirdağ hava durumu
26 °
  • ANASAYFA
  • YAŞAM
  • Kentsel dönüşümde deprem var… Peki belediye nerede?

Kentsel dönüşümde deprem var… Peki belediye nerede?

SEMANUR SAYGIN ÖZAY YAZDI…

Öncelikle şunu netleştirelim: Belediye “binanız yıkılsın mı yıkılmasın mı” kararını veren yer değil. Riskli yapı tespiti lisanslı kuruluşlar ve bakanlık sistemi üzerinden ilerliyor. Apartmanda çoğunluk sağlandığında süreç başlıyor. Belediye o kararın tarafı değil.

Reklam
semanur-yazi

“Kentsel dönüşümde deprem var” başlıklı yazımda meselenin en temel gerçeğine dikkat çekmiştim: Bu ülkede dönüşümün asıl nedeni rant değil, deprem olmak zorunda. Riskli yapı gerçeğiyle yüzleşmeden, bina güvenliğini öncelemeden yapılan her tartışma eksik kalır demiştim.

Ancak o yazımda özellikle çok bahsedemediğim bir taraf vardı: Masadaki üçüncü aktör, yani belediye.

Kentsel dönüşüm konuşulurken genelde iki taraf görünür: Apartman sakinleri ve müteahhit. Çoğunluk sağlandı mı? Kim ne kadar metrekare alacak? Kim ne kadar borçlanacak? Tartışma genellikle burada döner. Oysa iş bununla bitmez. Çünkü dönüşüm sadece bir binanın yenilenmesi değil, bir kentin yeniden kurulmasıdır.

4 Şubat’ta yürürlüğe giren düzenleme ile karar eşiği düşürüldü. Artık 2/3 değil, salt çoğunluk yeterli. Bu değişiklik süreci hızlandırdı. Evet, deprem gerçeği karşısında hız önemlidir. Ancak hız artarken yönetişim dengesi de değişti.

Peki bu tabloda belediye nerede duruyor? Bunu incelememek eski bir karar verici olarak eksik olurdu. O yüzden bir de konuya o noktasından değineyim istedim.

Öncelikle şunu netleştirelim: Belediye “binanız yıkılsın mı yıkılmasın mı” kararını veren yer değil. Riskli yapı tespiti lisanslı kuruluşlar ve bakanlık sistemi üzerinden ilerliyor. Apartmanda çoğunluk sağlandığında süreç başlıyor. Belediye o kararın tarafı değil.

Ama iş projeye geldiğinde, plan ve ruhsat aşamasında belediye devreye giriyor. Kat yüksekliği, emsal, çekme mesafesi, otopark, yol genişliği, altyapı kapasitesi… İşte tam burada belediyenin planlama iradesi belirleyici oluyor. Yani belediye dönüşüm kararını vermez ama dönüşümün kente nasıl yansıyacağını belirler.

Eskiden 2/3 şartı uzlaşmayı zorunlu kılıyordu. Uzlaşma sağlanamadığında süreç kilitleniyor, yerel yönetimler zaman zaman arabuluculuk rolü üstlenebiliyordu. Yeni sistemde çoğunluk yeterli olduğu için süreç daha hızlı akıyor; fakat belediyenin sosyal denge kurucu rolü daralabiliyor. Çoğunluk karar alıyor, proje geliyor, belediye teknik uygunluk denetimi yapıyor.

Bir de işin merkezi boyutu var. Rezerv yapı alanı ilanı gibi durumlarda planlama yetkisi doğrudan merkezi idareye geçebiliyor. Bu durumda belediye daha sınırlı bir konuma düşebiliyor. Bu da yerel yönetimlerin kent üzerindeki söz hakkı tartışmasını büyütüyor.

Asıl mesele şu: Belediye sadece ruhsat veren bir makam mı olacak? Yoksa mahalle ölçeğinde planlama stratejisi üreten, yoğunluğu dengeleyen, sosyal donatı alanlarını koruyan aktif bir kent aktörü mü?

Çünkü kentsel dönüşüm sadece bina yenilemek değildir. Okulu, parkı, yolu, altyapıyı, nüfus yoğunluğunu, kiracıyı, esnafı düşünmeden yapılan her dönüşüm, ileride başka sorunlar üretir. Deprem güvenliği hayati bir zorunluluktur; fakat kent hakkı da bir o kadar önemlidir.

Kentsel dönüşümde deprem var” demiştim. Evet, deprem var. Ama artık şunu da eklemek gerekiyor: Kentsel dönüşümde plan var, yetki var, yönetişim var. Ve bu denklemde belediyenin durduğu yer, kentin geleceğinin niteliğini belirleyecek en kritik eşiktir.

Bu nedenle dönüşümü sadece apartman içi imza sayısına indirgemek, meseleyi eksik okumaktır. Gerçek soru şudur: Hızlı dönüşüm mü, dengeli dönüşüm mü? Ve bu dengeyi kim kuracak?

Kent, sadece beton değil; kamu yararıdır.

YORUM YAP

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.