BIST 100
11.116,99 -0,92%
DOLAR
49,7268 0,07%
EURO
55,8262 0,20%
GRAM ALTIN
6.384,76 0,00%
BITCOIN
80.383,00 0,00%
FAİZ
39,83 0,53%
GÜMÜŞ GRAM
86,16 0,00%
GBP/TRY
66,5504 -0,18%
EUR/USD
1,1222 0,18%
BRENT PETROL
112,17 2,83%
ÇEYREK ALTIN
10.439,09 0,00%
Tekirdağ Parçalı Bulutlu
Tekirdağ hava durumu
14 °

İçimde kurtaramadığım şeylerin acısı var!

SEMANUR SAYGIN ÖZAY YAZDI…

İnsan yaş aldıkça, acının da çeşitleri olduğunu öğreniyor. Bazı acılar zamanla hafifliyor. Bazıları kabuk bağlıyor. Bazıları ise hiç geçmiyor; sadece sessizleşiyor. Günlük hayatın telaşı içinde görünmez oluyorlar ama aniden görülen bir rüya, bir koku, bir şarkı ya da ansızın hatırlanan bir an, onları yeniden uyandırıyor.

Reklam
semanur

İnsan yaş aldıkça, acının da çeşitleri olduğunu öğreniyor.

Bazı acılar zamanla hafifliyor. Bazıları kabuk bağlıyor. Bazıları ise hiç geçmiyor; sadece sessizleşiyor. Günlük hayatın telaşı içinde görünmez oluyorlar ama aniden görülen bir rüya, bir koku, bir şarkı ya da ansızın hatırlanan bir an, onları yeniden uyandırıyor.

Sanırım insanı en çok yoran da kaybetmek değil. Kurtaramamak…!

Hayat bize güçlü olmayı öğretiyor. Mücadele etmeyi, çözüm üretmeyi, vazgeçmemeyi. Ama kimse bize gücümüzün yetmeyeceği anlarla nasıl yaşayacağımızı öğretemiyor.

İşte insan, en çok o anda oracıkta büyüyor.

Bir gün sevdiği bir insanı kurtaramıyor.

Bir gün bir hayvanı…

Bir gün çocukluğunun geçtiği sokağı…

Bir gün göz göre göre değişen bir şehri…

Ve her defasında içinde aynı cümle yankılanıyor: "İçimde kurtaramadığım şeylerin acısı var."

Belki de hayatımın en ağır yükü, kaybettiklerim değil; elimi uzattığım hâlde yetişemediklerim oldu.

Çünkü kayıplar, bazen kaderin oluyor. Ama kurtaramamak, insanın vicdanında uzun süre yankılanan bir sessizlik oluyor çoğu zaman.

O sessizlikte de hep aynı sorular dolaşıyor:

"Daha erken fark edebilir miydim?"

"Bir cümle daha söyleseydim değişir miydi?"

"Bir kez daha deneseydim?"

Çoğu zaman bu soruların cevabı olmamasına rağmen, yine de onları yıllarca omuzlarımızda taşıyoruz.

Belki de bu yüzdendir ki; bazı geceler boğazımızın düğüm düğüm olduğu, sesimizin çıkmadığı rüyalar görürüz.

Koşmak isteriz ama ayaklarımız ilerlemez.

Bağırmak isteriz ama sesimiz duyulmaz.

Kurtarmak isteriz ama elimiz uzanmaz.

Uyandığımızda ise geriye sadece kalbimizin bildiği o duygu kalır. Çaresizlik…!

Hayat bana yıllar içinde şunu öğretti: İnsan her şeyi kurtaramıyor ne yazık ki!

Ne sevdiklerini…

Ne bütün canlıları…

Ne bütün şehirleri…

Ne de bütün umutlarını…

Ama insanı insan yapan, her şeyi kurtarabilmesi değildir.

İnsanı insan yapan; kurtaramayacağını bilse bile kayıtsız kalmamasıdır. Ve belki de bu yüzden bazı yaralar tamamen kapanmıyor.

Çünkü o yaraların içinde sevginin izi var.

Ve artık biliyorum…

İyileşmek, kurtaramadıklarımızı unutmak değildir.

İyileşmek; onları her hatırladığımızda biraz daha az suçluluk, biraz daha çok şefkat hissedebilmektir.

Kendimize de…

Başkalarına da…

Ve hayata da…

Belki bir gün hepimiz aynı cümleyi kurabilecek kadar cesur oluruz:

"Her şeyi kurtaramadım. Ama sevmekten, merhamet etmekten ve elimi uzatmaktan hiç vazgeçmedim."

Sevgiyle ve merhametle..

YORUM YAP

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.