
Hayatın bize sunduğu pek çok sıfat var; evlat oluyoruz, eş oluyoruz, meslek sahibi oluyoruz. Ama bazı sıfatlar var ki, insanın ruhuna bir mühür gibi kazınıyor. Benim için bu mühür, "anne" kelimesinden çok daha öte bir anlam taşıyor: Ben, kızlarımın güçlü ve mükemmel annesiyim.
Peki, nedir bu "mükemmellik"? Hatasız olmak mı? Her şeye yetişmek mi? Hayır. Benim dünyamda mükemmellik; onların gözlerindeki ışıltıda kendi dürüstlüğümü görmek, düştüklerinde onlara sadece el uzatmak değil, ayağa kalkacak cesareti kendi duruşumla aşılamaktır.
Bir anne olarak en büyük sorumluluğumun onlara sadece bakmak değil, onlara "olmayı" öğretmek olduğunu biliyorum. Onlara dünyayı anlatırken, aslında onlara dünyanın nasıl bir yer olması gerektiğini fısıldıyorum. Güçlü bir anne figürü olarak karşılarında durduğum her an, aslında onların yarınki bağımsızlıklarının temelini atıyorum.
Güçlü olmak; her zorluğu sessizce göğüslemek değil, düştüğünde kalkmayı bilmek ve onlara "bakın, hayat devam ediyor" diyebilmektir.
Mükemmel olmak; kusursuz bir hayat sunmak değil, onlara sevginin en saf ve en güvenli halini hissettirmektir.
Akşam olup eve döndüğümde, günün tüm yorgunluğu o kapının eşiğinde kalıyor. Onların bir gülüşü, bana neden daha fazla direnmem, neden daha fazla üretmem ve neden daha "ben" olmam gerektiğini hatırlatıyor. Dünyanın bütün başarıları bir yana, onların "Annem yapar, annem bilir, annem yanımda" duygusuyla büyümesi benim en büyük zaferimdir.
Bugün aynaya baktığımda sadece kendimi değil, geleceğin güçlü kadınlarını yetiştiren bir mimarı görüyorum. Onların kahramanı olmak değil, kendi hikayelerinin kahramanı olmaları için onlara ışık tutmak... İşte benim en büyük mutluluğum bu.
Bundan daha büyük bir gurur, bundan daha yüce bir mutluluk tanımıyorum. Ben kızlarımın güçlü annesiyim ve biz birlikte çok güzeliz.



