
Dikkatimiz nereye gitti?
Nasıl oldu da kütüphanelerde saatler geçiren, 3 buçuk saatlik filmleri, 700 sayfalık kitapları soluksuz okurken beş dakikada bir ekran kilidimizi açan; yapacağımız iş onlarca iş sırada beklerken saatlerce reels kaydıran, en fazla bir dakikalık videolara odaklanabilen insanlara dönüştük?
Dikkatimiz, odak süremiz kayboldu.
Buna bağlı olarak düşünce derinliğimiz de sığlaştı.
Dünya daha hızlı dönmeye başladı.
Bilgi elimizin altında,
Dünyadaki her sanat eseri,
her bilimsel çalışma,
Her tarihi eser, her konu hakkında ortaya çıkmış herhangi bir materyale tek tıkla ulaşabiliyoruz.
Fakat bunların hiçbiri hiçbir işe yaramıyor.
Sanat eserleri sığlaşıyor.
Müzikler olağanüstü notalardan, şarkı sözlerinden "Hav hav"lamaya dönüşüyor.
Çağımız üretim ve tüketimi eşitledi.
Herkes üretebiliyor herkes süper bir hızda tüketebiliyor.
Ben bu dengenin, bugünkü sistemin Roma İmparatorluğu gibi 1000 yıla yakın bir şekilde böyle kalacağını düşünüyorum.
Uçan arabalar, ışınlanma falan üretilmeyecek. Sadece telefonlarınızın açık kalma süresi ve kameraları geliştirilecek. Çağımızda bu yeterli bir gelişim.
Çünkü İstenilen tüketim dengesi mevcut. Kişiselleşmiş reklamlar, kişiye özgü satış stratejisii le birlikte üretilen her şey kalite arayışına bakılmaksızın tüketiliyor.
Dikkatimiz geri gelmeyecek.
Klasik dönemdeki gibi özenli üzerinde uğraşılmış estetik ürünler üretilmeyecek.
Her şey çok büyük bir hızla- reels kaydırma hızıyla- tüketilecek.
"Çalınan Dikkat" popüler bir hastalık haline gelen DHEB sorununa çözüm olmuyor. Ama büyük bir pencere açıyor.
Dikkatin bir dakikaya indiği bir dünyada 300 sayfa kitap yazıp okunmasını beklemek de dikkat süresine büyük bir meydan okuma gibi gözüküyor.




