
“Kulaklarımda dinmedi gürültü
Tırnaklarımı geçirdim kendime
Buradayız sevgili kendim
Çok yol yürüdün
Tırnaklarının içi temiz
Pençe geçirsek de toprağa
Zaten beyaz geldim dünyaya
Kirlenmedi
Beyaz döneceğiz.”
Aynur’a…
Bugün bir film izledim. Beni çok etkiledi. Çok derinde ortak bir acıyı sızlattı.
Yaşanmış bir hayatın hikayesi bu. Almanya’da doğmuş Kürt bir kadının hikayesi. Geleneklerine sıkı sıkıya bağlı muhafazakar bir eve gözlerini açar Hatun Aynur Sürücü.
İri gözleri var Aynur’un. Bakınca insanın yüreğini delen gözleri. Bir kadının bakışları bile bir baş kaldırıdır bazen. Her şeye rağmen buradayım dercesine cesur. Buradaydın Aynur, buradasın.
Ailesinin zoruyla kuzeniyle evlenir, Türkiye’ye döner Aynur. Çok kısa bir süre sonra kocasının gerçek yüzü ortaya çıkar ve gördüğü şiddet sonrası karnında bebeğiyle Almanya’ya, baba evine geri döner.
Babanın kolları en güvenli liman olmalıyken Aynur için aynı şey söylenmez; ama bir şekilde ikna olurlar, eve geri döner.
Biraz zaman sonra sığamazlar eve evladıyla. Bebeği Can’la beraber fazlalık olurlar. Üstelik bir gece Aynur erkek kardeşinin tacizine uğrar. Bir bahaneyle evden çıkar. Sosyal hizmetlerden yardım ister. Almanya’da genç annelerin çocuklarıyla beraber barınmaları için ayrılan bir yurda yerleşir. Ailesi için; boşanmış, kucağında bebeği olan bir kadının tek başına yaşaması kabul edilemez bir durumdur. Üstelik böyle bir kadın onların anlayışına göre yanında aile olmadan tek başına sokağa bile çıkamazken…
Ailesiyle arasının açılması pahasına taşınır Aynur baba evinden.
Zaman içinde baş örtüsünü de çıkarır. Meslek öğrenmek için kursa başlar. Oğluyla beraber kendine sıfırdan bir hayat kurar. Hatta Alman bir sevgilisi dahi olur. Her şeye rağmen hayata ve aşka umutla bağlıdır.
Aynur’un hayatındaki gelişmelerden ailesinin de haberi olur. Erkek kardeşleri durmadan Aynur’u arar, telefondan küfürler savurup tehditler ederler.
Buna rağmen tek başına kazandıklarından, karakterinden, doğrularından ödün vermez. Geri adım atmaz. Aksine o bir gün ailesiyle arasının düzeleceğine inanır. Hatta zaman zaman küçük temaslarda bulunur.
Doğum gününden 3 hafta sonra, meslek sınavından geçmesine çok az bir vakit kalmışken en küçük erkek kardeşi tarafından öldürülür. Sokak ortasında namus cinayetine kurban gider.
Hayatı beni derinden etkiledi Aynur’un. Ben onun özgürlük sınavlarından geçmedim. Onun elde etmek için hayatı pahasına mücadele ettiği bağımsızlık savaşını vermedim. Ancak çektiği acıların sızısını içimde, en derinde hissettim.
Kadınların ortak bir yarası var. Bu yaranın varlığı için aynı darbeleri yememiz gerekmiyor dünyadan. Doğduğumuz anda kaybettiklerimizin sızısını taşıyoruz ciğerimizde. Aynur’un hikayesi ciğerimdeki o yarayı sızlattı. Onun onurlu hikayesini burda da yaşatmak istedim.
Ne çok şey kaybetmişiz biriktirmek için. Selam olsun kadınca mücadele edenlere…



