BIST 100
14.641,58 1,64%
DOLAR
48,4775 0,02%
EURO
56,5107 0,24%
GRAM ALTIN
6.859,36 1,07%
BITCOIN
79.493,00 1,29%
FAİZ
39,56 -0,28%
GÜMÜŞ GRAM
103,53 1,00%
GBP/TRY
65,7695 0,15%
EUR/USD
1,1648 0,21%
BRENT PETROL
98,77 1,11%
ÇEYREK ALTIN
11.215,05 1,07%
Tekirdağ Açık
Tekirdağ hava durumu
26 °

Bir yürüyüş eylediler

BÜLENT KUTLUTÜRK YAZDI…

O günlerde İstanbul’da üniversitede okuyordum. Hafızamda kalan, soğuk bir Ankara gününde yürüyen yüzbinlerce insan. Omuzlarında, bombayla parçalanmış bir insan bedeninden geriye kalan cenaze. Uğur Mumcu. “Rabıta” ile kimsenin yazmaya cesaret edemediklerini açığa çıkaran, tarikat-siyaset-ticaret üçgeninin ülkeyi nasıl kuşattığını gözler önüne seren, Nazım gibi yürüyen bir başka adam.

Reklam
ugurmumcu-nazimhikmet

"Bir yürüyüş eylediler sabahtan

Ilgıt ılgıt kan gider loy loy!

Dayan dizlerim dayan!

Ağla gözlerim ağla!

Namlu puşt olmuş, atayağı puşt." (Enver Gökçe)

Nazım Hikmet'i en iyi anlatan ifade, "rüzgara karşı yürüyen adam" olmalı. Boyun eğmediği için ömrü sürgünlerde ve zindanlarda geçen Nazım'ı bugün bir dünya şairi yapan, sadece bir şair de değil, aynı zamanda bir eylem adamı yapan şey işte bu özelliğidir. Sömürü düzenleriyle kuşatılmış dünyada; akıntıya karşı sadece birkaç arkadaşıyla birlikte kürek çekmiş, o gün belki yalnız, ama bugün dünyanın kucakladığı, çoğul seslerin ortak simgesi.

Küba'da tanıştığım Şilili bir gençle sohbet ederken, nereden olduğumu sormuştu. Türkiye deyince, ülkemiz hakkında hiçbir şey bilmediğini fark ettim. 2017 yılıydı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın adını hiç duymamıştı, hatta Atatürk'ün dahi sadece ismini biliyordu. Türkiye'nin hangi kıtada olduğundan dahi emin değildi. Ama Türkiye dediğimde bana ilk tepkisi şu olmuştu: "Turkiya, Nazim Hikmet!" Nazım'ın şiirlerini İspanyolca okuduğundan bahsetti.

***

O günlerde İstanbul'da üniversitede okuyordum. Hafızamda kalan, soğuk bir Ankara gününde yürüyen yüzbinlerce insan. Omuzlarında, bombayla parçalanmış bir insan bedeninden geriye kalan cenaze. Uğur Mumcu. "Rabıta" ile kimsenin yazmaya cesaret edemediklerini açığa çıkaran, tarikat-siyaset-ticaret üçgeninin ülkeyi nasıl kuşattığını gözler önüne seren, Nazım gibi yürüyen bir başka adam. Eserlerini, değerlerini burada anlatmama gerek yok sanırım, hepiniz biliyorsunuz.

Uğur Mumcu'yu Uğur Mumcu yapan en temel özelliği bu yürüyüşüydü. Vahşice öldürülmesinin sebebi de buydu. Bugün halen yaşıyor olmasının sebebi de bu.

İsteseydi diğer pek çok gazeteci gibi halka rağmen, halka karşı gazetecilik yapabilir, rahat ve lüks içinde yaşayabilirdi. Ama o, Nazım gibi durmayı tercih etti. Sabahattin Ali, Abdi İpekçi, Ahmet Taner Kışlalı, Hrant Dink, Metin Göktepe ve niceleri gibi.

Bugün onun ölüm yıldönümü.

Bir yandan anıyoruz, ama bir yandan da onun gibi gazeteciler olamamanın mahçubiyetini yaşıyoruz bugünlerde, başka başka gerekçelerle.

Kimimize halk küstü!

Kimimiz yorgun düştük!

Kimimizi yel uçurdu!

Ama bugün halen "eyledikleri yürüyüşü" sürdüren adamlar ve kadınlar var. Tek tesellimiz bu. Onlara selam olsun...

YORUM YAP

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.