BIST 100
14.615,67 1,46%
DOLAR
48,4773 0,02%
EURO
56,5258 0,27%
GRAM ALTIN
6.863,89 1,13%
BITCOIN
79.374,00 1,14%
FAİZ
39,56 -0,28%
GÜMÜŞ GRAM
103,19 0,67%
GBP/TRY
65,7837 0,17%
EUR/USD
1,1651 0,23%
BRENT PETROL
99,03 1,37%
ÇEYREK ALTIN
11.224,54 1,15%
Tekirdağ Açık
Tekirdağ hava durumu
27 °
  • ANASAYFA
  • YAŞAM
  • Bayram olan güven, netlerin gölgesinde kalan çocuklar

Bayram olan güven, netlerin gölgesinde kalan çocuklar

YASEMİN YURTSEVEN YAZDI…

Mustafa Kemal Atatürk, “Muhtaç olduğumuz kudret damarlarımızdaki asil kanda mevcuttur.” derken yalnızca bir cesaret cümlesi kurmamıştı. O sözün içinde bir milletin yeniden ayağa kalkma iradesi, geleceğe duyduğu güven ve gençliğe bıraktığı büyük bir inanç vardı.

Reklam
yasemin-yurtseven-yazisi

Mustafa Kemal Atatürk, “Muhtaç olduğumuz kudret damarlarımızdaki asil kanda mevcuttur.” derken yalnızca bir cesaret cümlesi kurmamıştı. O sözün içinde bir milletin yeniden ayağa kalkma iradesi, geleceğe duyduğu güven ve gençliğe bıraktığı büyük bir inanç vardı. Belki de bu yüzden çocuklara yalnızca sevgiyle yaklaşmadı; onları bir milletin yarını olarak gördü. Gençleri ise geleceğin seyircisi değil, doğrudan kurucusu kabul etti. Dünyada emsali görülmemiş bir anlayışla bayramları çocuklara ve gençlere armağan etti. Çünkü o biliyordu ki bir ülkenin gerçek gücü; betonlarında, binalarında ya da rakamlarında değil, düşünebilen ve hayal kurabilen genç zihinlerinde saklıydı.

Bugün ise Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı yaklaşırken meydanları bayraklarla süslüyor, gençliği büyük cümlelerle anlatıyoruz. Ama aynı günlerde çocukların üzerinde görünmeyen bir yük büyüyor. LGS ve YKS yaklaşırken hayatlarına yalnızca ders programları değil; kaygılar, beklentiler, kıyaslamalar ve korkular da ekleniyor. Bir süre sonra çocukların gözlerindeki ışığı değil, deneme sonuçlarını görmeye başlıyoruz. Hayallerini değil, netlerini konuşuyoruz. Yorgunluklarını değil, eksik bıraktıkları soruları fark ediyoruz.

Peki bizi bu kadar körleştiren ne? Bir çocuğun değerini rakamlarla ölçmeye ne zaman bu kadar alıştık? Ne zaman “Kaç net yaptı?” sorusu, “İyi misin?” sorusunun önüne geçti?

Oysa Atatürk’ün hayal ettiği gençlik yalnızca yüksek puan alan çocuklardan oluşmuyordu. O; düşünebilen, sorgulayabilen, vicdan sahibi, üretebilen gençler istiyordu. Çünkü gerçek kudret ezberlenen bilgilerde değil; karakterde, cesarette ve umudu kaybetmeyen zihinlerdeydi.

Her çocuk aynı yerden başlamıyor hayata. Kimi sessiz bir odada çalışıyor, kimi kalabalığın içinde dikkatini toplamaya çalışıyor. Kimi kaygısıyla savaşıyor, kimi ailesinin beklentisiyle. Ama biz çoğu zaman bütün bu görünmeyen savaşları unutup yalnızca sonuçlara bakıyoruz.

Sınav elbette önemli. Emek önemli. Disiplin önemli. Ama hiçbir sınav, bir çocuğun içindeki yaşam sevincinden daha değerli olmamalı. Çünkü çocuklar yalnızca derece yapmak için büyümüyor. Kendilerini bulmak, hayatı anlamak, üretmek ve hayal kurmak için büyüyorlar.

Belki de bugün en çok ihtiyacımız olan şey, çocuklarımızın zihinlerini başarı baskısıyla doldurmadan önce kalplerine dokunabilmek. Onlara yalnızca “Çalış” demek değil, “Yoruldun mu?” diye de sorabilmek. Çünkü bazen bir netin peşinden koşarken, bir çocuğun içindeki ışığı söndürdüğümüzü fark etmiyoruz.

Ve belki de bugün, Atatürk’ün gençliğe duyduğu güveni gerçekten anlamanın zamanı geldi. Çünkü bir ülkenin geleceği, çocuklarına ne kadar inandığıyla şekillenir.

YORUM YAP

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.