
Tarımsal faaliyetlerin doğayı gözleme yoluyla yapıldığı zamanlardan kalma hesaplamalar der ki bahar aylarında 3 büyük soğuk vardır.
Bunlar Mart dokuzu, Abrel beşi, Mayıs Yedisi olarak adlandırılır.
Hesaplamalar Rumi takvime göre yapılıp Rumi takvim de miladi takvimden 13 gün sonra başladığından
Mart dokuzu 21-22 Mart
Abrel beşi 18-19 Nisan
Mayıs Yedisi 19-20 Mayıs tarihlerinde denk düşer.
Mart dokuzu taze çiçek açmış meyveyi dalında dondurur. Muhtemelen kazma kürek yaktıran soğuk zamanı bu zamandır.
Hiçbirimizin hatırasında pırıl pırıl, güneşli bir Nevruz bayramı bulunmasının sebebi Mart dokuzu denen bu kocakarı soğuklarıdır.
"Korkma kışın kışından kork Abrel'in beşinden, öküzü ayırır eşinden" sözünü oluşturacak kadar Nisan soğuğuna maruz kalmıştır insanoğlu.
Küresel iklim değişikliğinden dolayı Artık Mayıs Yedisi pek yaşanmıyor. Ama çocukluğumda 19 Mayıslar'da üzerimize kar yağdığını hatırlarım.
Babama babasından, bana babamda miras kaldı bu bilgi.
Benden de insanoğlunun beni okuyabilen kadarına gitsin. Kimse tam da bahar gelmişken bu soğuklar nereden geldi demesin.
Belki meteoroloji balonları, uydu ve radarları yoktu atalarımızın ama çiçek döken meyvesi, buz kesen buğdayı, çatlayıp ölen hayvanları vardı.
O zamanlar doğa oendi döngüsü içinde belli rutinlerle dönüşen, değişen, yenilenen bir şeydi. Doğayı tanımak anlamak onlar için hayati bir ihtiyaçtı.
Bugün milyonlarca yıldan bize kalan mirasın son kırıntılarını harcarken umutsuzca gökyüzünden yağmur kar bekliyoruz.
Hırsla, saldırganlıkla umarsızca tüketilen dünyamızda insanlığın bir yüzyılı daha kaldı mı emin değiliz ama bu kışı da atlattık.
Mart dokuzunu geçtik. Önümüzde Abrel 5 i var ondan sonrası yine bahar, yine umutlar, yine cıvıl cıvıl bir yaşam döngüsü.



