BIST 100
14.615,67 1,46%
DOLAR
48,4773 0,02%
EURO
56,5258 0,27%
GRAM ALTIN
6.863,89 1,13%
BITCOIN
79.374,00 1,14%
FAİZ
39,56 -0,28%
GÜMÜŞ GRAM
103,19 0,67%
GBP/TRY
65,7837 0,17%
EUR/USD
1,1651 0,23%
BRENT PETROL
99,03 1,37%
ÇEYREK ALTIN
11.224,54 1,15%
Tekirdağ Açık
Tekirdağ hava durumu
27 °

Sermayenin yeni limanı ve hukukun arka bahçesi

GÜNAL YILMAZ YAZDI…

Küresel sermaye, doğası gereği fırtınalı denizlerde yönünü her zaman en korunaklı limanlara çevirir. Son günlerde İstanbul’un uluslararası finans devlerini ağırlaması da tam olarak bu arayışın bir sonucuydu. Şubat 2026’da Ortadoğu’da tırmanan bölgesel istikrarsızlıklar, Riyad ve Dubai gibi merkezlerde konumlanan dev fonları yeni bir sığınak aramaya itti.

Reklam
18f12fd6-929f-48a6-bc42-c28d78952911

Küresel sermaye, doğası gereği fırtınalı denizlerde yönünü her zaman en korunaklı limanlara çevirir. Son günlerde İstanbul’un uluslararası finans devlerini ağırlaması da tam olarak bu arayışın bir sonucuydu. Şubat 2026'da Ortadoğu'da tırmanan bölgesel istikrarsızlıklar, Riyad ve Dubai gibi merkezlerde konumlanan dev fonları yeni bir sığınak aramaya itti. Ankara ise bu fırsatı kaçırmayarak, cömert vergi muafiyetleri ve uzun vadeli yasal güvencelerden oluşan bir kırmızı halıyla bu devleri karşıladı. Ancak bu ışıltılı davetin, madalyonun diğer yüzünde ekonomi-politik bir bedeli bulunuyor.

Tam da bu finans zirvesinin gölgesinde, iç siyasette infial yaratan CHP Kurultay davasındaki "Mutlak Butlan" kararı açıklandı. İlk bakışta tamamen iç hukukun ve parti içi dengelerin bir parçası gibi duran bu yargı hamlesi, aslında küresel piyasalara verilen çok net bir "istikrar" mesajıdır. Otoriter yönetim biçimleri, dışarıdan gelecek sıcak paraya ihtiyaç duyduklarında içerideki pürüzleri temizleme eğilimindedir. Bu kararın ardından piyasaların nasıl dalgalanacağını, dövizin ve faizin nereye evrileceğini tahmin etmek zor değil; nitekim bu büyük fonların ve yerli ortaklarının çoktan pozisyonlarını alıp kâr mekanizmalarını çalıştırdıklarını öngörmek bir kehanet sayılmamalı.

Derin bir ekonomik buhranla sıkışan ekonomi yönetimi, çıkış yolunu memleketin kapılarını yabancı sermayeye sonuna kadar açmakta buluyor. Bunun için "güvenlik ve istikrar" konsepti bir kalkan olarak kullanılıyor. Bölgedeki savaş ve gerilim atmosferi, kitlelerin "güvenlik" talebini körüklerken, iktidar da bu sayede siyasetin merkezini ekonomik krizin yakıcı gerçekliğinden uzaklaştırmayı başarıyor. Dış politikadaki riskler, içerideki rejimi tahkim etmenin kullanışlı bir aparatına dönüşüyor. Finans çevrelerine verilen bu güçlü güvencelerin doğal ve nihai hedefi ise nettir: Olası bir erken seçimde iktidar değişiminin önüne geçmek ve mevcut statükoyu korumak.

Bu tablo karşısında muhalefetin sadece "hukukun üstünlüğü" veya "demokrasiye darbe" gibi ezberlenmiş, ajitatif söylemlerle direnmesi artık tek başına bir anlam ifade etmiyor. Son hukuki müdahale ile birlikte, sadece sandığa endeksli bir erken seçim zaferi beklentisi adeta Kaf Dağı’nın ardına çekilmiştir. Siyaseti sadece popüler figürlerin kişisel ikballeri ve zaaflarla dolu yapılar üzerinden yürütmek, mevcut sistemin ömrünü uzatmaktan başka işe yaramıyor.

Gerçek bir çıkış yolu; toplumun en küçük rengini bile dışarıda bırakmayan, parlamenter denetimi ve hukuku merkeze alan yepyeni bir toplumsal sözleşmeden geçiyor. "Mutlak Butlan" kararı sonrası muhalefet blokunun gösterdiği ortak reaksiyon gelecek adına kıymetli bir kıvılcımdır; fakat bu dayanışmayı kalıcı bir programa dönüştürmek için zaman giderek daralıyor. Hem sistemin zaaflarından arınmış hem de egemen siyasetin kirli oyunlarına alet olmayan temiz bir hattı inşa etmek kolay değil, ancak geleceği kazanmanın başka bir yolu da bulunmuyor.

YORUM YAP

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.