BIST 100
14.615,67 1,46%
DOLAR
48,4773 0,02%
EURO
56,5258 0,27%
GRAM ALTIN
6.863,89 1,13%
BITCOIN
79.374,00 1,14%
FAİZ
39,56 -0,28%
GÜMÜŞ GRAM
103,19 0,67%
GBP/TRY
65,7837 0,17%
EUR/USD
1,1651 0,23%
BRENT PETROL
99,03 1,37%
ÇEYREK ALTIN
11.224,54 1,15%
Tekirdağ Açık
Tekirdağ hava durumu
27 °

Kader değil, yönetim basiretsizliği

Reklam
kose-yazisi

Türkiye’nin içinden geçtiği ağır yıkımı “kriz” gibi geçici ve yüzeysel bir kavramla hafifletmeye çalışmak, yaşanan sosyo-ekonomik felaketi maskelemekten ve toplumun gözünü boyamaktan başka bir işe yaramıyor. Karşı karşıya olduğumuz tablo, belirli aralıklarla tekrarlanan münferit bir piyasa sarsıntısı ya da dönemsel bir dalgalanma değildir; kökleri devlet kurumlarının tahribatına kadar inen, ülkenin gelecek onlarca yılını ipotek altına alan kronik ve yapısal bir iktisadi buhrandır. Bu enkazın ortasında hayata gözlerini açan, ilk gençlik yıllarını yüksek enflasyon, barınma krizi ve umutsuzluk içinde geçiren “kayıp bir kuşak” yetişiyor. Kendi ülkesinde bir gelecek vizyonu çizemeyen bu gençlik, nitelikli beyin göçünün en somut ve en acı dışavurumu haline gelmiş durumdadır.

Bugün Türkiye’de uygulanan ekonomik denklem, değer üreten kesimlerden çalıp rantçı odaklara kaynak aktaran sistematik bir sömürü çarkına dönüşmüştür. Alın teriyle ay sonunu getirmeye çalışan ücretli emekçi de çarkları döndürmekte zorlanan yerli sanayici ve üretici de aynı cendere içinde günden güne ezilmektedir. Buna karşın mevcut kurgunun yegâne kazananı, yüksek faiz-düşük kur kıskacında ülkenin kaynaklarını yağmalayan sıcak paracı yabancı sermaye ve ranta endeksli iç dinamiklerdir. Direksiyonda oturan ekonomi yönetimi ise kontrolü ve öngörülebilirliği tamamen kaybetmiş durumdadır. Ellerinde kalan tek araç; üretim, adalet ve tasarruf ayağı bulunmayan, enflasyonu kalıcı olarak düşürmekten uzak, sadece kaçınılmaz çöküşü ertelemeye yarayan niteliksiz ve tek boyutlu bir sıkı para politikasından ibarettir.

Resmî veriler ve bağımsız iktisadi göstergeler de bu yönetim basiretsizliğini ve kaşığıyla verip kepçeyle alan adaletsiz bölüşüm sistemini açıkça teyit ediyor. TEPAV’ın (Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı) verilerine göre, Türkiye’den kaçan doğrudan yabancı yatırım miktarı 10,7 milyar dolarla son 20 yılın rekor düzeyine ulaşırken, ülkeye giren net doğrudan yatırım adeta durma noktasına gelerek 300 milyon dolara kadar gerilemiştir. Güven ortamının kaybolduğu bir vasatta yerli ve yabancı sermaye dahi bu düzenden kaçarken, vatandaşın payına düşen şey borcu borçla kapatıp sadece günü kurtarmaya çalışmak olmaktadır. Toplamı 140 milyonu aşan kredi kartı sayısı bir finansal derinlik veya refah göstergesi değil; geniş kitlelerin temel ihtiyaçlarını karşılamak için sefalete mahkûm edildiğinin resmî belgesidir. Prof. Özge Öner’in tespiti tam da bu noktada gerçeği tokat gibi yüze çarpıyor: Kredi kartı artık Türkiye'de bir ödeme aracı değil, eriyen maaşlar ile yaşam mücadelesi arasındaki derin uçurumu kapatmaya çalışan biyolojik bir proteze dönüşmüştür.

Küresel ölçekte değerlendirildiğinde, uluslararası konjonktürde 2008 benzeri ani bir finansal sistem çöküşü beklenmese de jeopolitik gerilimlerin etkisiyle tırmanan petrol ve gıda fiyatları, üretim maliyetlerini fırlatmaktadır. Bu durum, cari açık veren ve enerjide dışa bağımlı olan Türkiye gibi ekonomileri adım adım bir maliyet felaketine doğru sürüklemektedir. Etrafımızı saran savaş çemberi ve küresel çalkantılar iktidar tarafından bir sığınak ve mazeret olarak kullanılsa da, asıl yıkım dışarıdan değil, içerideki liyakatsizlik ve kurumların içinin boşaltılmasından kaynaklanmaktadır.

En acısı ise iktidarın bu niteliksiz politikalarının, toplumun iliklerine kadar işleyen toplumsal bir cinnete, gelecek kaygısına ve ağır bir ümitsizliğe dönüşmüş olmasıdır. Türkiye göz göre göre iktisadi bir felakete sürüklense de bu gidişat bir kader değildir. Ancak yapısal reformları, hukukun üstünlüğünü ve kamusal tasarrufu reddeden mevcut anlayışla atılacak her yüzeysel adım ve seçim dönemlerine özgü makyajlı illüzyonlar, yaklaşan tarihsel çöküşü durdurmaya yetmeyecektir.

YORUM YAP

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.