
Türk sporunun modern panayırında, iki farklı evrenin trajikomik çarpışmasına şahitlik ediyoruz. Bir tarafta, her mağlubiyetten sonra lüks ciplerinin direksiyonunda derin felsefi sorgulamalara dalan, milyon euroluk kontratların ağırlığı altında ezilmekten sahada koşmaya mecali kalmayan futbol endüstrisi duruyor. Bu öyle bir düzen ki, başarısızlık yıllardır kurumsallaştırılmış, şımarıklık ve kibir en parlak madalyaymış gibi göğüslere takılmış durumda. "Milli forma" kavramını sadece transfer piyasasındaki değerlerini katlayacak bir kariyer basamağı ya da prim pazarlıklarında ellerini güçlendirecek bir koz olarak görenlerin yarattığı bu enkaz, her turnuva dönüşü karşımıza aynı klişe bahanelerle çıkıyor: "Önümüzdeki maçlara bakacağız."
Oysa bakılması gereken yer önlerindeki maçlar değil, hemen yan salonda, parkenin üzerinde alın teriyle tarih yazan Eda Erdem ve ekibidir. Türk sporunun ahlak manifestosunu tek bir cümleyle özetleyen Eda Erdem, "Atatürk'ün sporcu kızları, ülkesi adına kazandıkları başarıyı pazarlık konusu yapmaz; ne prim ister ne de başka özel bir şey. 85 milyona yaşattığımız mutluluk bize yeter," derken aslında sadece bir duruşu değil, futbolun o aşırı şişirilmiş, içi boşaltılmış egosunu da smaçla yere seriyor.
İşte o derin ve ironik uçurum tam bu noktada derinleşiyor: Birileri sahada yürüyecek gücü bulamazken prim hesap makinesini elinden düşürmüyor, diğerleri ise o formayı sırtında bu milletin gururu ve namusu olarak taşıyor. Futbolda yıllardır bitmek bilmeyen egolar parlatılıp başarısızlıklar örtbas edilirken, voleybolda disiplin, saf emek ve sarsılmaz bir takım ruhu konuşuyor. Bugün geniş kitlelerin gönlünde kimlerin gerçek şampiyon olduğunu anlamak için kupa dolaplarına değil, sahadaki karaktere bakmak fazlasıyla yeterli. Çünkü asıl mesele, paradan önce aidiyet hissetmekte ve o şanlı formayı giymeden önce gereken karaktere sahip olabilmektedir. Filenin Sultanları bize sadece namağlup zaferler kazandırmakla kalmadı; parayla satın alınamayacak bir haysiyetin ve milli formanın gerçekte nasıl taşınması gerektiğinin dersini de tüm ülkeye ezberletti.



