
Siyasette omurga, bir aktörün sadece duruşunu değil, aynı zamanda tarih karşısındaki sınavını belirleyen en temel unsurlardan biridir. Bir siyasetçinin idealleri, ilkeleri ve dünyaya baktığı net bir penceresi olmalı. Çünkü gerçek siyaset, kişisel hırsların tatmin sahası değil, inandığı değerler uğruna sorumluluk alma zeminidir.
Tarihsel sürece baktığımızda, savunduğu ilke ve değerler uğruna bedel ödeyen, hatta canını ortaya koyan figürlerin hafızalardan silinmediğini görürüz. Muktedirlere kafa tutan, kişisel ikbalini değil halkın ve hakkın safını seçen Pir Sultanlardan günümüz hak savunucularına kadar pek çok isim, bu ülkenin ortak vicdanında yer etmiştir. Sosyal demokratların, solcuların ve bu topraklarda tam demokrasi mücadelesi verenlerin; Deniz Gezmiş ve arkadaşlarını bugün hâlâ saygıyla anmasının nedeni de tam olarak budur: İnandığı değerlerden ve ilkelerden tek bir adım dahi taviz vermeden bedel ödemek. Bu isimlerin hiçbir zaman kendi ikballerini, halkın yararının önüne koymadığını tarih tescillemiştir.
YERELDE SİYASETİN UNUTTUĞU AHLAK
Peki, dün ödenen o büyük bedellerin ardından bugün yerel siyasette neye tanıklık ediyoruz?
Çok uzağa gitmeye gerek yok, Tekirdağ ölçeğine bakmak bile tablonun vahametini anlamak için yeterli:
İHTİRASIN ESİRİ OLANLAR
Bir ilçeye belediye başkanı seçilen ancak koltuğuna ısınmadan gözünü tüm ilin yönetimine diken anlayış, halkın iradesine saygısızlıktır. İlkeden, ideolojiden ve sosyal demokrasinin değerlerinden kopuk bu yaklaşım için önemli olan tek şey kişisel kariyer planlamasıdır. Kendisine emanet edilen görevi bir basamak olarak görenlerin, halkın gözünde hak ettiği tek şey mahkûm olmaktır.
MAKAMI ARAÇ KILANLAR
Diğer yanda ise siyaseti sadece makam ve mevki elde etme aracı olarak gören bir zihniyet var. Ne tüzük tanıyan ne siyasi ahlak gözetmeyen bu anlayış, kişisel menfaati bittiği anda partisine sırtını dönebilmektedir. Fikri takibi ve ideolojik sadakati olmayanlar için siyaset, ne yazık ki sadece bir kartvizit yarışından ibarettir.
Dün inançları uğruna sehpaya gidenlerin mirası ile bugün koltuk sevdası uğruna ilkelerini bir kenara atanların duruşu aynı teraziye konulamaz. Tekirdağ’ın da Türkiye’nin de ihtiyacı olan şey; rüzgâra göre yön değiştiren siyasi omurgasızlar değil, halkın çıkarını kendi istikbalinin önünde tutan ilkeli siyasetçilerdir.




